FutbolSpor

Beşiktaş’ın A takımdaki altyapı ve organizasyon sorunu

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Beşiktaş’ın A takımdaki altyapı ve organizasyon sorunu" başlıklı yazısı;

Her zaman teknik direktörlerin donanımlarını sorgularken, savunduğum temel unsur; kriz yönetme becerisinin teknik direktörün yeterliliğini gösteren en önemli gösterge olduğudur.

Beşiktaş teknik direktörü Valerien Ismael’in geldiği zaman diliminde donanımları için yanılmıyorsam Bülent Yüksel’in sorduğu soruya verdiğim ilk cevap bu yöndeydi. Baktığımızda bırakın kriz yönetmeyi, krizin çıkmasına nedeni kendi oldu. Bu önemli ayrıntıyı daha sonra kullanmak üzere kenara koyalım.

Diğer önemli konu ise, BJK Altyapısının tarihsel konumu, kulübe katkısı ve değişim odaklı yeni bilgi ve teknolojiye adapte süreci ve son 20 senedeki yönetimlerin tutum ve politikalarının yeterliliğini konuşmak gerek. Son 20 senenin son temsilcisi Ahmet Nur Çebi ve yönetimlerinin Fulya ve Altyapı ile ilgili politikaları BJK’ye büyük kayıplar verdiği çok açıktır.

Altyapı bir program ve projedir. Kurumsal bir kimlik kazanarak tüm kulüpler tarafından uygulanması zorunluluk içeren programlar silsilesidir. Her ülkenin sosyoekonomik yapısı farklılık içerir, o yüzden her ülke kendi koşullarına göre program hazırlaması gerekir. Zaten bu da ‘ekol’ denen oyun kimliğini ortaya çıkartır. Bizim böyle bir kimliğimizin olmaması altyapıda kurumsal bir kimliğe sahip olmamamızdan kaynaklanmaktadır…

***

Türkiye Futbolu kendi sosyal ve kültürel özelliklerini taşıyan bir sisteme sahip değildir. Beşiktaş ise son 20 seneye kadar ‘Öz Kaynak Düzeni’ programı altında, kendi kurumsal ve kültürel kimliğine uygun ve Serpil Hamdi Tüzün ile başlayan süreçte çok başarılı oyuncular yetiştirdiği gibi, A Takıma katkısı da büyük olmuştur. Altyapı sadece A Takıma oyuncuyu çıkartmak için değildir. Aynı zamanda bir markayı da tescillemektir. Beşiktaş ‘Öz Kaynak Düzeni’ kendi programı çerçevesinde Fuat, Fikret, Ziya, Metin, Ali, Feyyaz, Rıza, Gökhan gibi önemli oyuncuları, sadece takımın içinde değil, Türkiye futbol için de önemli birer değer olarak marka yaratacak konuma gelmelerini sağlamıştır. Bu değerler, Süleyman Seba’nın Baba Hakkı’dan ve Şeref Beyden aldığı kurumsal icazetle gerçekleşti.

***

Bu önemli konuyu geniş kapsamlı olarak analiz etmekte yarar var. Takım kurma, takımı meydana getiren bileşenlerin aynı kimlik ve amaç etrafında ve bu kimliği geliştirecek olan hedeflerin oluşmasını sağlayacak bütünlük içermelidir. Burada sözünü ettiğimiz kavram kolektif bilinçtir ve bireylerin çıkarları üzerindedir. Çoğul bir yapının sürdürülebilir başarısı bu yolla sağlanır. Altyapılardan yetişen oyuncuların bu bilinç içeriğine sahip olmalarından dolayı, üst rekabet ortamında takımın önemli bileşeni olması, o katalizör özelliği ile başarıya ulaşmadaki yolu hayli kısalmasına neden olur.

Çünkü, küçük yaştan itibaren, kulübün temel değerlerinin öğrenilmesi ve bunu her aşamada kullanması A-Takım seviyesinde başarılı ve çabuk adapte olmasını sağlamasıyla beraber, dışarıdan gelen oyuncuların takıma uyum sağlanması için öğretici güç olmaktadır. Bu da süreci kısaltan ve doğrudan hedefe yönelmesini sağlayan bir denklem oluşturur. Ama son dönemde, yönetimin, Beşiktaş’ın kurumsal yapısını dikkate almayarak, kendi politikaları üzerinden, özellikle var olan potansiyelleri ortaya çıkmalarını sağlayacak prensipleri reddederek, Altyapı oyuncularını kendi amacı dışında değerlendirmesi ciddi kaosa neden olmaktadır.

Çünkü, BJK ile yönetimin arasında uyuşmayan amaç farklılığı fardır. Bu amaç çerçevesinde, istekleri olmadığı taktirde Ersin’de olduğu gibi yedek bırakarak ve itibarsızlaştırarak göz dağı vermektedirler. Trollerinin genç oyuncuları itibar kaybına uğratacak görüntü ve haber yapmaları ve en kötüsü teknik direktörlerin de bu ortamda yönetimin taleplerine göre davranmaları kaosu tetikleyen unsurlardır. Arka planda asıl kaygı veren önemli ayrıntı ise, Altyapı oyuncularının elden çıkartılıp-Rıdvan’ın 6,5 milyon gösterilip de 3,5 milyon avroya satılmaya çalışılması ve Fatih’i bedava vermeleri gibi-transfer için alan yaratılarak yeni oyuncu alınmasına olanak sağlanacağı yönünde bir planın tartışılır olmasıdır.

***

Serdar Saatçı ile yaşananlar ortadayken ve Serdar Saatçi varken İstanbulspordan Emrecan Uzunhan’ın 2 milyon avroya alınması bu anlayışın ürünüdür. Konuyu Emrecan’ın yetenekleri üzerinden tartışmıyorum. Günümüzde eğer kulüpler gerçekten borç sarmalında kurtulmak istiyorlarsa iki tane önemli katma değer yaratacak unsur vardır. Birincisi; Avrupa kupalarına katılarak UEFA kaynağından yaralanmak. İkincisi; yetiştirilen sıfır maliyetli yetenekli oyuncuların bu arenada oynatarak yüksek meblağda bir değere ulaşmasını sağlamaktır.

***

Yönetim, finansal yapının sağlıklı ve doğru şekilde yönetilmesi için, takımın kurumsal kültürüne ve hedeflerine uygun teknik yapının oluşmasını sağlayacak esasları belirler. Bu da kurumsal kültürün temelinde teknik direktörleri ki sadece Valerien Ismael değil hepsini bağlar. Ama buradaki en can alıcı nota; Altyapıdan gelen oyunculara farklı bir bakış açısıyla yaklaşıp saygı gösterme zorunluluğu içinde olmalarının gerekliliğidir. Guardiola’nın Phil Foden’a ve Kloop’un Trent Alexander Arnold’da gösterdiği saygı gibi. Altyapı oyuncusu takımın farklılığıdır ve gerçeğidir. Serdar’a özür diletmek kimseyi yüceltmez veya küçültmez ama amaca darbe vurur.

Tabii ki teknik direktör takımın vizyonuna ve belliğine uygun oyun stratejilerini belirleyerek, buna uygun oyuncu profillerinin oluşumunu ve seçilmesini sağlar. Ama buradaki altyapı ayrıntısı çok önemlidir. Bunu anlamak ve bunu kurumsal kültür haline getirmek kulüp kurgusu açısından ve geleceği açısından son derece önemlidir. Altyapı oyuncuları dahil tüm oyuncular belirlenen bu ilkeler etrafındaki görevlerini teknik yapı ile uyum içerisinde yerine getirmek zorundadır. Öncelik, kimliğe ve vizyona uygun belirlenmiş hedeflerdir.

Başarı için en basit ölçekli; yönetim, teknik heyet ve futbolcuların kendi koşulları içerisinde değerlendirileceği gibi, hiyerarşik yapıda da uyumun ve iç ve dış beklentileri karşılayacak bütünlüğe sahip olması gerekir. Altyapı oyuncularının Barcelona ve Real Madrid’de olduğu gibi bu hiyerarşide mali ve sportif açıdan farklılığı ve belirleyiciliği olması gerek.

***

Değişime açık olmakla beraber, özellikle Türkiye koşullarında Altyapı üretkenliği üzerine tarihsel süreçten gelen (Öz Kaynak Düzeni) misyonu bozmayacak ve bütünlüğe hiçbir şekilde zarar vermeyecek yönetim mekanizmasının devrede olması gerekir. Raul Real’de oynarken, oyuncu maaşlarının en üst limiti onun aldığı maaş ile belirlendiği gibi… Her teknik direktörün kendine ait prensipleri vardır. Ama her kulübün de kendine ait prensipleri vardır. Mühim olan bunları birbiriyle dengeleyecek donanımda bir teknik direktörü bulmaktır.

Teknik direktörün mesleki donanımlarının kulübün misyon, hedef ve beklentilerini karşılayacak düzeyde olması başarıyı sürdürmek açısından önemlidir. Ama bu sadece bununla sınırlı değildir. Mühim olan, ülke gerçekleri ile takım geçeklerini ortak bir hedef etrafında birleştirerek başarının yanında, özellikle bizim gibi ülkelerde üretebilecek unsurları da kullanmasının zorunluluk olmasıdır.

Başarının sürdürülebilir olmasındaki en önemli kriter, hedefi gerçekleştirecek organizasyonun doğru şekilde tasarlanmasını sağlamaktır. Mali politikalardaki tutarlılık, takımın uzun vadede nerede olabileceği konusunda önemli bir kriterdir.

***

Yönetimin kulübü doğru yönetmesindeki belirgin etkisi, popülist beklentilerden kaçarak, kulübün yapısına ve tarihçesine, var olma sebebine ve başlangıç noktasına uygun kurguyu hayata geçirmesidir. Özellikle bizim gibi ülkelerde çok kırılgan olan bu politikaların dayanakları; mali analizlerin doğru yapılmaması ve bir zemine oturtulmamasını sağlar.

Verilecek açıklar takımların uzun yıllar bellerini doğrultamamasına, elde ettiği tüm tarihsel misyonu askıya alarak sürecin dışında kalmasına neden olmaktadır. Takımı oluşturan herkesin bunun ne anlama geldiğini çok iyi bilmesi gerekir. Takım kurmak bu bütünlüğü ve bunu sağlayan tüm değerlerin çalışan her kişi ve oluşan her birim tarafından benimsenerek, hiçbir şekilde buna zarar vermeyecek unsurların kabulü ile korunur.

Değişim tabii ki kaçılmazdır. Değişim, bütünlüğü ortadan kaldıracak veya ona zarar verecek unsurları içinde taşımadan gerçekleşmesi gerekir. Son 20 sene mali açıdan, sportif açıdan ve özellikle üretimin temelini oluşturan Altyapı organizasyon açısından çok sorunlara neden oldu ve tüm faturayı BJK ödemektedir. Kişiler gelip geçicidir ama verdikleri zararlar uzun süreli kalıcı olmakta.

Ahmet Nur Çebi’den büyük iddia Fulya Davası’nın da ki tahkimin sorumlusu “Oğuz Çarmıklı ve Fikret Orman’dır”

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: