Futbol

Elenenlerin derbisi

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Elenenlerin derbisi" başlıklı yazısı;

Kurban Bayramında Phuket

Ülkelerdeki kupa maçlarındaki değer ve heyecan sanırım bir tek bizde hak ettiği düzeyde değil. İspanya’da en son Real Sociedad’ın kazandığı Kral Kupası’na verilen değer sadece maçta değil, maçtan sonra tüm şehirde kutlamaya dönüştüğünde gerçeği anlayabiliyoruz. İngiltere’de Arsenal ile M. City arasında oynanan kupa finalindeki heyecan ve gösterilen değer, maç içinde ve maç sonunda çok net anlaşılabilmektedir.

Bizde ise bir külfet olarak algılanmaktadır; çünkü diğer ülkelerde tarihi derinliğe verilen önem ve statüsünde hiçbir değişiklik yapmadan süreci koruyarak devam ederken, bizde sürekli değişime maruz kalan statü ve kurallar, buna bağlı olarak seyirci algısındaki değişim, tamamen zamanı kaybetmeye yönelik bir etkinlik hâlini almaktadır.

İşte bu durumdaki kupa maçlarında önce Fenerbahçe’nin elenmesi, sonra da Galatasaray’ın elenmesi, derbi öncesi başka bir bakış açısını ve beklentiyi ortaya koymaktadır.

Yine de önem arz eden maçı ayrıntılı analizi önemli…

Galatasaray’ın bu sene Osimhen ve Uğurcan’a olan bağlılığı, daha önceki Icardi, Torreira, Mertens’e olan bağlılığın başka bir versiyonu olmakla birlikte, Okan Buruk için değişmeyen prensip olan oyuncu yetenekleri üzerinden sonuca gitmede bir farklılığa neden olmamakla birlikte, olumsuza direkt katkısı olurken, olumlu sonuçlara da katkısı çok sınırlı kalmaktadır.

Tedesco ise başka bir âlemde…

Cherif ile santrafor sorunu çözebileceğini zannetmesi, ki bir menajerlik kurgusu var mı yok mu tartışılması gerekmesine rağmen, bunun yüzünden El Nesri’nin gitmesine izin vermesi başka bir zaafı dışa vurmaktadır.

Talisca’nın bireysel beklentilerini takımın önüne tutmasıyla birlikte gole en yakın oyuncu olması, zaten büyük bir açmazı ortaya koymaktadır.

Takımın mevkiler arası kalite farklılığının sadece iyi bir oyun sistemi ile giderilmesi zorunluluğu ortadayken, bunun olmaması bu farklılıkların oyuna ve sonuca olumsuz etkisini direkt göstermektedir.

Beklerle çizgi oyuncu uyumsuzluğu ve yarım alan taktiksel yetersizliği, stoperlerin uyumsuzluğu, kaleci, stoper ve bek uyumsuzluğu, forvet ve merkez orta sahada uyumun sadece Asensio’nun yeteneklerine kalması, takımdaki oyun içi kaygıları yükseltirken, bölge oyuncularının bütünlükten koparak kendi alan güvenliği ve kurgusunu düşünmesi, takımın boyunun 50 metreye çıkmasına ve yarım alan oyunlarında bireysel çıkışların oluşmasına neden olabilmektedir. Tüm bu oyun kaosu için Tedesco ancak yardımcı olabilmektedir.

Bu kadar paralar harcayan bir takımın duran top hocasının olmamasının bedelini son dakikalarda yediği gollerle ödemesi, bu sezon şampiyonluğun gitmesine bile neden olabilecek içeriğe sahiptir.

Galatasaray için en büyük sıkıntı, Şampiyonlar Ligi’nde elenmesinin yanında Liverpool karşısında gösterdiği çaresizlik; hem takımın hem spor kamuoyunun hem de tüm taraftarın güveninin kaybına neden oldu. Harcanan paralar ile adeta bir final takımı olabilecek algısının yaratılması, final takımı olmaya ne kadar uzak olduğu gerçeği ile yüzleşildi.

Hele hele Osimhen kaybı süreci, Süper Lig şampiyonluğunu riske edecek kadar etki hissettirdi. Fenerbahçe’nin cömertliği bu sıkıntıyı bir nebze giderirken, Fenerbahçe’nin bu kadar büyük avantajları bertaraf etmesi, takımın daha nasıl şampiyon olabileceğini de tartışmaya soktu.

Galatasaray’ın Florya ve Riva projeleri, siyasetin ekonomi politikasını desteklerken ve bu süreç içinde kazan-kazan oynarken, kendine ekonomik anlamda bir avantaj sağlamaktadır. Galatasaray bürokrasisi ile devlet bürokrasisi her zaman ortak çalışma koşullarını yaratabilmektedir. Bu, siyaset için aynı zamanda bir propaganda alanıdır. En son tesisin açılışında Spor Bakanı’nın ve bürokrasinin verdiği demeçler adeta bunu teyit eder nitelikteydi.

Fenerbahçe, kendine ait burjuvazi kültüründeki avantajları maalesef iyi kullanamadı. Başkanlık seçimi, teknik direktör seçimi ve oyuncu seçimi bir sistematik ve kültürel bütünlük içinde olmayıp, seçilen başkanın bilgisi ve ilişkileri kadar derinliğe sahip olmaktadır. Özellikle menajerlerin bir rant alanına çevirdiği ülke futbol yapısı, buradaki mutlu azınlığın beklentilerine kurban olmaktadır. Bu yüzden Türkiye’de hiçbir kulüp ve başkan, yönetim anlamında kurumsal bir bütünlüğe sahip değildir. Galatasaray’ın liseli kültürü olmasına rağmen, bu bazen deforme edilebilmektedir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, kimin şampiyon olup olmamasının bir karşılığı ve önemi ne kadar var, tartışılır. Futbolun kendi kültürel ve felsefi kurgusu korunmadan bu sürecin spor olarak bir anlamı yoktur. Ama ‘mış gibi’ yapmanın yeterli olacağından eminim.

Müslüm Gülhan – NationalTurk

Kurban Bayramında Bangkok Phuket
Kurban Bayramında Bali

NationalTurk

NationalTurk gazetesi, yazarları ve yorumcuları en doğru ve tarafsız olarak gündeme dair en önemli haberleri size ulaştırır. NationalTurk | Objektif | Bağımsız | Farklı

Bir yanıt yazın

Anneler Günü 2026
Başa dön tuşu