ABD İran Savaşı! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Soykırım şebekesi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda ABD İran Savaşı ile ilgili konuştu.
Erdoğan, İsrail’in kışkırtmalarıyla 28 Şubat’ta başlatılan ABD İran Savaşı’nın, bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini söyledi.
Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocukların okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi olduğunu anlatan Erdoğan, “Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD İran Savaşı ile ilgili şöyle devam etti:
“Şunu bir defa açık açık söylemek isterim, nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir.”
“Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum, İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının, Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var?”

“Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Mürteza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister Körfez’de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz?”
“Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi?” diye soran Erdoğan, “Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farsi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı?”
“Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum, mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi?” diye konuştu.”
Türkiye’nin kardeşleri ve komşuları arasında ayrım yapmayacağından ve kardeşlerinin acılarına seyirci kalmayacağından herkes emin olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları, kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim.”

“Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlar karşısında son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, siyonizmin bölgemizi hedef alan ‘böl, parçala, yönet’ planlarına lojistik destek verecek her türlü eylem ve tartışmayı reddediyoruz.”
Erdoğan, Türkler, Araplar, Kürtler ve Farsların dünyanın en stratejik bölgesinde asırlardır bir arada yaşadığını belirterek, şunları kaydetti:
“Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız.”
“ABD İran Savaşı’nda bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.”
Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında savaşın, ABD İran Savaşı‘nın İsrail’in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların, sonra da tüm insanlığın ödediğini söylediğini anımsattı.
“ABD İran Savaşı’nda Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor, Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor.” diyen Erdoğan, saldırılarda 2 Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlının hayatını kaybettiğini, 1 milyon 165 bin kişinin yerinden edildiğini belirtti.
ABD İran Savaşı’nda İsrail’in, Suriye’yi de rahat bırakmadığına, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, “Siyonist katliam şebekesi, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasbedilemez, engellenemez, yasaklanamaz.” diye konuştu.
Yazar Akif Emre’nin “kainatın varoluş sırrına açılan kapı” olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor, ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi, çağdaş insan olmanın gereğidir.’ Şimdi tutsak El-Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde, sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor.
Tutsak Kudüs’e borcumuz, Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki, Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak, insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. ‘La İlahe İllallah İbrahim Halilullah’ lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD İran Savaşı’nda Türkiye’nin, bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin evrensel insani değerlerin, farklı kültür, köken ve inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusu olduğuna işaret eden Erdoğan, her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısında olduklarını söyledi.
“Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız.” diyen Erdoğan, “Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız.” dedi.






