ABD İran Savaşı! Mücteba Hamaney sessizliğini bozdu
ABD İran Savaşı‘nda İran’ın üçüncü Rehberi Mücteba Hameney’in yedi başlıkta yayınladığı ilk mesajının tam metninin çevirisi şöyle:
“Konuşmanın başında, efendim Ali Hamaney’in yakıcı şehadeti münasebetiyle büyük İslam Devrimi lideri için, “Allah onun zuhûrunu çabuklaştırsın” diye andığım efendime başsağlığı arz etmek isterim ve o yüce hazretten büyük İran milleti için, hatta tüm dünya Müslümanları için, İslam ve devrime hizmet edenlerin, fedakârların, İslami hareketin ve özellikle son savaşın şehitlerinin geride kalanlarının ve bu aciz kul için hayır duası talep ederim.
Sözlerimin ikinci kısmı büyük İran milleti iledir. Öncelikle Saygıdeğer Uzmanlar Meclisinin oyu hakkında kendi durumumu ve konumumu kısaca açıklamam gerekir. Bu kulunuz Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney, sizinle aynı anda ve İran İslam Cumhuriyeti televizyonu aracılığıyla Saygıdeğer Uzmanlar Meclisinin oylama sonucundan haberdar oldum.
Benim için, büyük iki önderin, büyük Humeyni’nin ve şehit Hamaney’in oturduğu yere oturmak zor bir iştir. Çünkü bu makam, Allah yolunda altmış yıldan fazla mücadele etmiş, türlü lezzet ve rahatlıklardan vazgeçmiş ve sonunda sadece çağımızda değil bu ülkenin yöneticileri tarihinde de parlak bir cevher ve seçkin bir sima haline gelmiş birinin oturduğu yerdir.

Onun hem hayatı hem de ölümünün şekli, hakka dayanmanın verdiği bir ihtişam ve izzetle iç içe idi.
Ben, onun mübarek bedenini şehadetinden sonra ziyaret etme fırsatına sahip oldum; gördüğüm şey bir sağlamlık dağıydı ve duyduğuma göre sağlam olan elinin yumruğunu sıkmıştı. Onun şahsiyetinin çeşitli yönleri hakkında bilgi sahibi olanlar uzun süre konuşmalıdır.
Bu vesileyle bu kısa ifadeyle yetiniyor ve ayrıntıları başka uygun zamanlara bırakıyorum. Böyle birinin ardından liderlik makamına oturmanın zorluğunun sebebi budur; bu mesafeyi doldurmak ancak Yüce Allah’tan yardım istemek ve sizin, halkın desteği ile mümkün olacaktır.
Devamında, sözümün aslıyla doğrudan ilgili olan bir noktayı vurgulamam gerekir. Bu nokta şudur ki: Şehit liderin ve onun büyük selefinin sanatlarından biri, halkı tüm alanlara dâhil etmek, onlara sürekli basiret ve bilinç kazandırmak ve fiiliyatta onların gücüne dayanmak idi.

Böylece cumhur ve cumhuriyetin gerçek anlamını hayata geçirdiler ve buna kalpten inanıyorlardı. Bunun açık etkisi, ülkenin birkaç gün boyunca lider ve başkomutan olmadan kaldığı bu günlerde görüldü. Büyük İran milletinin son olaylardaki basireti ve zekâsı, direnci, cesareti ve sahnedeki varlığı dostu hayran bıraktı, düşmanı ise şaşkına çevirdi.
Ülkeyi yöneten ve onun gücünü teminat altına alan siz halktınız. Bu yazının başında zikredilen ayetin anlamı şudur: Allah’ın hiçbir ayeti yoktur ki süresi dolsun veya unutulsun da Allah onun yerine benzerini ya da ondan daha üstününü koymasın.
Bu ayeti kullanmamın sebebi, bu kulun şehit lider seviyesinde olduğunu söylemek veya ondan üstün sayılmak değildir; bilakis bu mübarek ayeti zikretmenin amacı, siz aziz milletin yerinde ve belirleyici rolüne dikkat çekmektir. O büyük nimet bizden alınmışsa da yerine İran milletinin Ammar gibi varlığı yeniden bu sisteme verilmiştir.
Şunu bilin ki sizin gücünüz sahnede görünmezse ne liderlik ne de görevi halka hizmet olan hiçbir kurum gerekli verimliliğe sahip olamaz. Bu anlamın daha iyi gerçekleşmesi için önce Yüce Allah’ı anmak, O’na tevekkül etmek ve masumların pak nurlarına tevessülü bütün açılışların ve düşmana kesin zaferin garantisi olan büyük bir iksir olarak görmek gerekir.

Bu, sizin sahip olduğunuz ama düşmanlarınızın sahip olmadığı büyük bir üstünlüktür.
İkincisi, milletin fertleri ve kesimleri arasındaki birlik —ki genelde sıkıntı zamanlarında daha belirgin hale gelir— zarar görmemelidir. Bu ise ihtilaf noktalarından vazgeçmekle mümkün olacaktır.
Üçüncüsü, ABD İran Savaşı’nda sahnedeki etkin varlık korunmalıdır; ister bu savaş gün ve gecelerinde gösterdiğiniz şekilde olsun, ister sosyal, siyasi, eğitimsel, kültürel ve hatta güvenlik alanlarında farklı etkili rollerle olsun.
Önemli olan doğru rolün, toplumsal birliğe zarar vermeden anlaşılması ve mümkün olduğunca uygulanmasıdır. Liderliğin ve bazı sorumluların görevlerinden biri de toplumun farklı kesimlerine bu rollerin bir kısmını hatırlatmaktır.
Bu nedenle 1447 yılı Kudüs Günü törenlerine katılımın önemini hatırlatıyorum; burada düşmanı kırma unsurunun herkes tarafından dikkate alınması gerekir.
Dördüncüsü, birbirinize yardım etmekten geri durmayın. Allah’a hamdolsun ki çoğu İranlının daimi özelliği zaten budur ve bu özel günlerde —ki doğal olarak milletin bazı fertleri için diğerlerinden daha zordur— bunun daha da belirgin olması beklenir.
Bu vesileyle ABD İran Savaşı‘nda hizmet kurumlarından da, milletin bu aziz fertlerine ve halkın yardım yapılarıyla dayanışmaya her türlü desteği vermelerini istiyorum.
Bu hususlar gözetilirse, sizin yüce günlere ulaşmanızın yolu açılacaktır. Bunun en yakın örneği, Allah’ın izniyle mevcut savaşta düşmana karşı zafer olabilir.
Sözlerimin üçüncü kısmı, ABD İran Savaşı’nda cesur savaşçılarımıza içten teşekkürdür. Milletimiz ve aziz vatanımız istikbar cephesinin başları tarafından mazlumca saldırıya uğradığında, onlar güçlü darbeleriyle düşmanın yolunu kesmiş ve onun vatanımızı ele geçirme veya hatta parçalama hayalini ortadan kaldırmışlardır.

ABD İran Savaşı’ndaki aziz savaşçı kardeşler! Halk kitlelerinin isteği, etkili ve düşmanı pişman edecek savunmanın sürmesidir. Ayrıca ABD İran Savaşı’nda Hürmüz Boğazı’nı kapatma kozunun kullanılmasına da devam edilmelidir.
ABD İran Savaşı’nda düşmanın tecrübesinin az olduğu ve çok hassas olduğu başka cephelerin açılması konusunda çalışmalar yapılmıştır ve savaş durumu devam ederse ve maslahat gerektirirse bunlar da devreye sokulacaktır.
Ayrıca direniş cephesinin savaşçılarına da içten teşekkür ederim. Direniş cephesindeki ülkeleri en iyi dostlarımız olarak görüyoruz ve direniş meselesi İslam Devrimi değerlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu cephenin unsurlarının birbirine eşlik etmesi, Siyonist fitneden kurtuluş yolunu kısaltacaktır.
Nitekim cesur ve imanlı Yemen’in mazlum Gazze halkını savunmaktan vazgeçmediğini gördük; fedakâr Hizbullah da tüm engellere rağmen İran İslam Cumhuriyeti’ne yardıma gelmiştir ve Irak direnişi de aynı yolu cesaretle sürdürmektedir.
Sözlerimin dördüncü kısmı, ABD İran Savaşı’nda bu birkaç günde bir şekilde zarar görmüş olanlara yöneliktir. İster bir yakınının şehadetiyle acı yaşamış olanlar, ister yaralananlar, ister evleri veya işyerleri zarar görenler olsun. Öncelikle yüce şehitlerin geride kalanlarına derin taziyelerimi sunuyorum.
Bu, onlarla paylaştığım ortak bir tecrübeye dayanmaktadır. Babamın kaybı artık toplumsal bir acı olmanın ötesinde; ayrıca çok umutlar beslediğim sevgili ve vefalı eşimi, kendisini anne ve babasına hizmete adamış fedakâr kız kardeşimi ve onun küçük çocuğunu, ayrıca alim ve asil bir insan olan diğer kız kardeşimin eşini şehitler kervanına uğurladım.
Ancak musibetlere sabrı mümkün ve hatta kolay kılan şey, Allah’ın sabredenler için vaat ettiği kesin ve yüce mükâfata yönelmektir. Bu nedenle sabretmek ve Yüce Allah’ın lütfuna güvenmek gerekir.
İkinci olarak herkese şu güvenceyi veriyorum: ABD İran Savaşı’nda şehitlerinizin kanının intikamından vazgeçmeyeceğiz. Bu intikam yalnızca devrimin büyük liderinin şehadetiyle ilgili değildir; milletin düşman tarafından şehit edilen her ferdi intikam dosyasının ayrı bir konusudur.
ABD İran Savaşı’nda bunun bir kısmı şimdiye kadar fiilen gerçekleşmiştir; fakat tam olarak gerçekleşene kadar bu dosya açık kalacaktır. Özellikle çocuklarımızın kanına karşı daha büyük hassasiyet göstereceğiz. Bu nedenle düşmanın Minaab’daki “Şeceretü’t-Tayyibe” okuluna ve benzeri yerlere yönelik bilinçli saldırısı özel bir inceleme konusu olacaktır.
Üçüncü olarak ABD İran Savaşı’nda saldırılarda yaralanan gazilerin ücretsiz ve uygun tedavi hizmeti almaları ve bazı diğer imkânlardan yararlanmaları gerekir.
Dördüncü olarak mevcut şartların izin verdiği ölçüde evlere ve kişisel mallara verilen maddi zararların telafisi için gerekli tedbirler alınmalıdır. Bu iki son husus sorumlu yetkililer için uygulanması zorunlu görevlerdir ve sonuçları bana rapor edilmelidir.
Ayrıca şunu da hatırlatmam gerekir ki her hâlükârda düşmandan tazminat alacağız. Eğer reddederse, uygun gördüğümüz ölçüde mallarına el koyacağız; bu da mümkün olmazsa aynı ölçüde mallarını yok edeceğiz.
Sözlerimin beşinci kısmı, ABD İran Savaşı’nda bölgedeki bazı ülkelerin liderlerine yöneliktir. Bizim kara veya deniz yoluyla 15 komşumuz vardır ve her zaman hepsiyle sıcak ve yapıcı ilişkiler istemişizdir.
Ancak düşman yıllardır bu ülkelerin bazılarında askeri ve mali üsler kurarak bölge üzerindeki hâkimiyetini sağlamaya çalışmıştır.
ABD İran Savaşı’nda bu askeri üslerin bazıları kullanılmıştır; biz de daha önce açıkça uyardığımız gibi ve o ülkelere saldırmadan yalnızca bu üsleri hedef aldık.
ABD İran Savaşı’nda bundan sonra da gerekirse bunu yapmaya devam edeceğiz. Yine de komşularımızla dostluğun gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu ülkeler, vatanımıza saldıranlar ve halkımızı öldürenlerle ilişkileri konusunda kararlarını netleştirmelidir.
Tavsiyem ABD İran Savaşı’nda bu üsleri mümkün olan en kısa sürede kapatmalarıdır; çünkü şimdiye kadar Amerika’nın güvenlik ve barış getirme iddiasının bir yalandan ibaret olduğunu anlamış olmalıdırlar. Bu, onların kendi halklarıyla bağlarını güçlendirecek ve güçlerini artıracaktır.
Tekrar ediyorum: İran İslam Cumhuriyeti bölgede herhangi bir hâkimiyet veya sömürge kurmak istemeden tüm komşularıyla sıcak ve samimi ilişkiler kurmaya hazırdır. Altıncı bölümde sözüm şehit liderimizedir. Ey lider! Gidişin bütün kalplere ağır bir acı bıraktı. Sen her zaman böyle bir sonu arzulamıştın ve sonunda Allah bunu sana mübarek Ramazan ayının onuncu günü sabahında Kur’an okurken nasip etti.
Birçok zulmü metanetle ve sabırla taşıdın. Birçok kişi gerçek değerini anlayamadı ve belki de uzun zaman geçmeden çeşitli perdeler kalkmayacaktır. Umarız ki Allah’a yakınlığın sayesinde yine bu milletin ve direniş cephesindeki tüm milletlerin ilerlemesi için aracılık edersin; tıpkı dünya hayatında yaptığın gibi.
Biz de sana söz veriyoruz ki hak cephesinin bu bayrağını yükseltmek ve kutsal hedeflerine ulaşmak için tüm gücümüzle çalışacağız.
Yedinci bölümde beni destekleyen tüm değerli şahsiyetlere —büyük taklit mercilerine, kültürel, siyasi ve toplumsal şahsiyetlere, yeniden biat etmek için meydanlarda toplanan halka ve ayrıca üç erkânın sorumlularına ve geçici liderlik konseyine— teşekkür ediyorum.
Allah’ın özel lütuflarının bu mübarek gün ve saatlerde İran milletini, tüm Müslümanları ve dünyanın mazlumlarını kapsamasını diliyorum. Son olarak efendimizden —Allah onun zuhûrunu çabuklaştırsın— Kadir geceleri ve mübarek Ramazan ayının kalan günlerinde Allah’tan milletimiz için düşman karşısında kesin zafer, izzet, genişlik ve sağlık; vefat edenleri için de ahiret makamı ve esenlik dilemesini talep ediyorum.”






