Özgür Özel’den Çatalca mitinginde sert mesajlar
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çatalca’daki “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde hem hükümeti hem yargıya müdahale iddialarını hedef alan dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Çatalca’da düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada hem siyasi tartışmaların odağındaki davalara hem de yargıya yönelik atamaların etkilerine ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu. Meydanı dolduran kalabalığı “Türkiye’nin umudu” olarak niteleyen Özgür Özel, konuşmasının ilerleyen bölümlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yöneltilen iddialardan, hakimlerin görev yerlerinin değiştirilmesine kadar birçok konuda net mesajlar verdi. Özel’in açıklamaları, miting alanında sık sık alkışlarla karşılandı.
Özgür Özel: Türkiye’nin umudu bu meydanda
Özel şu ifadeleri kullandı:
“Şimdi buradan bütün Türkiye’ye bu güzel meydanı, Çatalca’yı gösteriyorum. Korkuyu evde bırakanlar burada. Pijamayla oturmayıp meydanı dolduran burada. Türkiye’nin umudu bu meydanda. Bu mücadelede. Bu meydan 265 gündür haysiyetlerine kastedilen, yapmadıkları her şey yapmış gibi TRT’den yayınlanan, yandaş kanallardan karalanan, kendi seçtiklerine sahip çıkıyorlar. Hatırlayın; ‘560 milyar yolsuzluk’ dediler, 560 lirasını ispatlayamadılar. Hatırlayın; ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ dediler, bir tanesini bile iddianameye yazamadılar. Hatırlayın; ‘Parkenin altından 2 milyon Euro çıktı evden’ dediler, yalan çıktı. ‘Ne yapalım, bazen de yalan atılır’ dediler. ‘Toplantı yaptılar, Ekrem Başkan, Murat Ongun, Fatih Keleş. Toplantı yaptılar. Ellerinde para dolu valizlerle çıktılar, videosu var’ dediler. O gün dedim. ‘O video çıksın, namussuzum, şerefsizim. Bugün bırakırım bu işleri’ dedim. ‘O iddianameyi istiyorum’ dedim. ‘Getirin o kaydı görelim’ dedim. Hiçbir şey gösteremediler. İddianameye imasını dahi yazamadılar. ‘Lüks arabalar’ dediler MHP’li milletvekilinin çıktı. Atılan bütün iftiraları teker teker püskürttük. Şimdi TRT’den canlı yayın diyorduk, ‘Varız’ diyorlardı. Kanun teklifini verdik. ‘Yokuz’ diye kaldırdılar. Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz. Biz Ekrem Başkan’a güveniyoruz. Ekrem İmamoğlu’na kefiliz. Biz canlı yayın istiyoruz. Savcısına güvenen, karşımıza çıksın görelim.”
“Bambaşka bir rezaletle karşı karşıyayız”
“Bir çok hukuksuzluk, bir çok haksızlık var. Ama şimdi bambaşka bir rezaletle karşı karşıyayız. Biliyorsunuz bir AK Toroslar çetesi var. Yapmadıklarını bırakmadılar. Şimdi onların hedefinde şerefli, namuslu yargı mensupları var. Nasıl biliyor musunuz? Çatalca’dan bunu tarih önünde bir kayda geçireyim, bundan sonra da bu işleri nasıl takip edeceğimizi bir söyleyeyim. Diploma davası vardı. Aynı zamanda İstanbul İl Başkanlığı’nın davası. Buraya bakan 59’uncu Asliye Ceza Mahkemesi, diplomanın iptaline yönelik YÖK’e zor sorular sordu. ‘Bu soruları soran sen misin?’ Kendisini Kahramanmaraş’a sürdüler. Diploma iptaline bakan 5’inci İdare Mahkemesi başkanı, doğru bir yargılama yapıyordu. Kendisini değiştirdiler. Yerine başkasını getirdiler. Ahmak davasına bakan Anadolu 7’nci Asliye Ceza Mahkemesi hakimini Samsun’a sürdüler. Hakaret davasına bakan İstanbul 14’üncü Asliye Mahkemesi, Ekrem Başkan’a ceza verirken ikisi verdi, birisi ‘Beraat etmeli’ diye karşı oy kullandı. O bir karşı oya tahammül edemediler, onu da başka bir mahkemeye sürdüler. İhaleye fesat davasına bakan Büyükçekmece 10’uncu Asliye Mahkemesi hakimi. Kendisine beştir savcı mütalaa vermiyor. Bekliyorlar, söylüyorlar, vermiyor. En sonuncusunda dedi ki ‘Mütalaa ver.’ ‘Yok.’ ‘Niye mütalaa vermiyorsun, onu söyle?’ Ona da cevap yok. Önündeki bir şişe suyu içti. Koydu. Ekrem Başkan’ın beraatına karar verdi. Beraatine karar veren hakimi bir hafta sonra Maraş’a sürdüler. Bilirkişi davasına bakan 2’nci Asliye Ceza üyelerini değiştirdiler.”
“Biz doğru taraftayız”
“Ordudan attığı teğmenleri geri getirip de elleriyle onların rütbesini takmayan namussuzdur, şerefsizdir. Bu rejim kimi üzdüyse onu korumak, kime zulmetti ise ona sahip çıkmak, bütün mağdurlarına sahip çıkmak hepimizin namus borcudur. Ant olsun ki yapacağız bunu. Bunu niye söylüyorum? Şunun için söylüyorum: Hep ‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturuyoruz’ diyoruz. En büyük onurumuzdur, gururumuzdur. Oturduğumuz koltuk İsmet Paşa’nın da koltuğudur, ondan bize vasiyet namussuzlar kadar namusluların da cesur olmasıdır. Kara düzen gidiyor, AK Parti’nin kara düzeni gidiyor. Bu rejimin mağduriyetlere sahip çıkılıyor, bu yaptıklarının unutulmayacağı günler geliyor. Bakan evlatlarının devri kapanıyor, vatan evlatlarının devri yaklaşıyor. Bugün Silivri’deydik, orada beklerken aklıma geldi. Ya biz hep taraf oluyoruz. Ben 10 yıl, 15 yıl önce de orada taraftım. Tayyip Bey de taraftı. Ben rahmetli Kuddusi Okkır’ın tarafındaydım. Ben İlker Başbuğ’un tarafındaydım. Ben Mustafa Balbay’ın, Mehmet Haberal’ın, şerefli Türk subaylarının tarafındaydım. Tayyip Bey Zekeriya Öz’ün tarafındaydı. Ona araba veriyordu altına. 15 Temmuz’da Zekeriya Öz ve arkadaşları Tayyip Bey’e, yönetimine darbe yaptılar. Sonra da sıçan gibi kaçtılar. Benim Mustafa Balbay’ım, Mehmet Haberal’ım, İlker Paşam, alnı açık başı dik geziyor hala. Ben doğru taraftayım. Biz doğru taraftayız.”
“MESEM faciasında biz mağdurun tarafındayız”
“Geçtiğimiz günlerde küçücük bir çocuk yine işçi olarak çalıştırıldığı, emeğinin sömürüldüğü MESEM’lerde öldü. Orada Tayyip Bey o katliamı yapan sistemin, bunu yapan Milli Eğitim Bakanının tarafında. Türkiye İşçi Partili çocuklar da gitmiş, protesto ediyorlar gençler. Vallahi biz de onların tarafındayız. Silivri’de yatan TİP’lilere, Bakırköy kadında yatan TİP’lilere selam olsun. Sizin iradeniz, bizim irademizdir.”
“Bu meydan herkesin”
“Bu meydan Cumhuriyet Halk Partisi’nin meydanı değildir. İlk günden beri tüm siyasi partiler, büyük bir dayanışma gösterdiler. Biz bu meydanda Türkiye’nin elbette ki sol ve sosyalist demokratlarıyla, liberal demokratlarıyla, muhafazakar demokratlarıyla, milliyetçi demokratlarıyla, aslan sosyal demokratlarıyla omuz omuzayız. Biz demokrasinin tarafındayız.”






