NationalTurk Talks; ABD İran Savaşını ve Donald Trump’ın Gizli Seçim Operasyonu konuşuyor
Birleşik Krallık merkezli ünlü The Guardian, gazetesinin bugünkü yayınında köşe yazaraları Sidney Blumenthal ve Marina Hyde’ın analizlerine göre, Trump’ın İran stratejisi ve başlattığı ABD İran Savaşı’nın ABD iç siyaseti, seçimler ve kendi seçmen tabanı üzerinde oldukça kritik etkileri bulunduğuna değinildi.
Yazarlar Marina Hyde ve Sidney Blumenthal, operasyonun net bir çıkış planından yoksun olduğunu ve Trump’ın kendi vaatleriyle çelişen tehlikeli bir yola girdiğini savunmaktadır.
Hyde, Batı demokrasisine yönelik asıl tehdidin dış düşmanlardan ziyade Trump’ın müttefik güvenini sarsan tutarsız davranışlarından kaynaklandığını vurgulamaktadır.
Blumenthal ise savaşın rejim değişikliği hedefiyle başlatılmasının arkasında, Trump’ın iç politikada olağanüstü yetkiler elde etme arayışının yatabileceğini ileri sürmektedir.
Metinlerde ayrıca, askeri harekatın insani maliyetleri, müttefiklerle yaşanan kopuş ve Amerikan kamuoyundaki destek kaybı gibi ciddi risklere dikkat çekilmektedir.
Sonuç olarak kaynaklar, bu çatışmanın küresel istikrardan ziyade kişisel ve siyasi çıkarlara hizmet eden plansız bir macera olduğu görüşünde birleşmektedir.
Blumental: Trump ABD Iran Savaşı’nı iç siyasette kullanıyor
Blumenthal’in analizine göre Trump, İran‘da “rejim değişikliği” hedefini ilan ederek bunu iç siyasette bir araç olarak kullanmaktadır.
Trump’ın asıl kaygısının ara seçimlerde (midterm) iktidar alanını korumak olduğu ve “dış düşman” argümanı üzerinden içerideki seçim sürecine müdahale edebilmek için olağanüstü yetki (acil durum) zemini yaratmaya kapı araladığı savunulmaktadır.
Savaşın, seçim süreçleri üzerinde olağanüstü otorite kurmak için bir gerekçe yapılabileceği; Adalet Bakanlığı’nın seçimle ilgili adımları ve eyaletlerden seçmen verisi talep edilmesi gibi eylemlerin de bu “acil durum” senaryosunu güçlendirdiği ifade edilmektedir.
Kendi Seçmen Tabanında (MAGA) Çatlamalar Trump yönetiminin iktidara gelirken “daha fazla savaş yok” (no more wars) vaadinde bulunmasına rağmen Orta Doğu’da yeni bir askeri maceraya atılması ve ABD İran savaşını tırmandırması kendi söylemleriyle açık bir çelişki oluşturmaktadır.
“Önce Amerika”
Bu durum “Önce Amerika” (America First) tabanında ciddi kırılmalara yol açmıştır. Gelinen noktada Trump’a sadakat göstermek, savaş karşıtı “Önce Amerika” duruşundan vazgeçmeyi gerektirmektedir.
Kendi destekçileri arasında yer alan Marjorie Taylor Greene (MTG) savaşa çok sert tepki gösterirken, Sohrab Ahmari gibi isimler “neoconlar kazandı” diyerek büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştır.
Zayıf Kamuoyu Desteği Savaşın iç politikadaki bir diğer yansıması da halkın onayıdır. Kaynaklarda atıf yapılan UMD, AP-NORC ve Reuters/Ipsos anketlerine göre, savaşa yönelik kamuoyu desteği oldukça zayıf durumdadır.
İç Demokrasiye Yönelik Tehdit Algısı Marina Hyde’ın yazısında, Trump ve ekibinin aslında kendi ülkelerinde bile demokrasiyi sevmedikleri, dolayısıyla İran’a demokrasi veya özgürlük götürme iddialarının temelsiz olduğu vurgulanmaktadır.
Hyde, Trump’ın yalanları, müttefiklerle güven ilişkisini yıkması ve kişisel çıkarlarını öncelemesi gibi nedenlerle, ABD demokrasisine ve Batı’nın yaşam tarzına yönelik asıl büyük tehdidin bizzat içeriden (Trump ve vekillerinden) geldiğini belirtmektedir.
Özetle; Trump, İran stratejisinde kendini köşeye sıkıştırmış durumdadır; zira bir yandan İran’da hızlı bir zafer elde etmesi gerekirken, diğer yandan içeride seçimlere müdahale edebilmek ve olağanüstü yetkilerini meşrulaştırabilmek için savaşın uzamasına ihtiyaç duymaktadır.
NationalTurk / Talks
ABD İran Savaşı! Sri Lanka açıklarında İran gemisine saldırı






