AvrupaFutbol

Montella, Balotelli ve Samet Aybaba

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Montella, Balotelli ve Samet Aybaba" başlıklı yazısı;

Günümüzde yeniden örgütlenen ve her koşulda yenilenerek büyüyen ve gündelik yaşam içerisindeki tutkusuyla beraber futbol önemli bir endüstri haline geldi.

Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası gibi önemli spor olaylarının canlı yayınları, yazılı ve görsel medyada önemli yer kaplamaları, futbolun endüstrileşme sürecine katkı sağlamakta. Çoğu kez yıldız sporcu, oynadığı takıma yaptığı etki yanında kendi donanımları ile takımdan daha ön planda yer almakta ve böylelikle sporun popülerleşmesine ve endüstrileşmesine önemli katkılar yapıyor.

Kültür endüstrisi karşısında futbolun statüsü spor endüstrilerinde kitle iletişim araçları sayesinde ve kapsadığı popülasyon nedeniyle en önde yerini buldu. Kitle iletişim araçlarının gelişimi ve gündelik hayat pratiklerini belirleyecek bir konuma gelmesi nedeniyle, toplum neslinde antrenör ve futbolcu ayrı ayrı olmakla beraber, ortak strateji ve hiyerarşi içinde yöneten-yönetilen arasındaki ilişkilerin daha keskin olarak belirlenmesinde önemli işlevler yüklendi.

Tabii antrenörün mesleki donanımları ve takıma hükmetmesindeki gerçeklilik, ancak ve ancak takımın antrenmanlarda ve maçlardaki kullandığı mesleki metotlar oyun içindeki etkisine ve sonuca bağlı olarak değerlendirilir.

***

Yöneten ve yönetilen arasındaki ilişkinin hiyerarşik kurgusu bilgiye dayanır. Bilgi doğru oyunu ve sistemi ortaya koyar, sonrasında başarı gelir. Bu aynı zamanda bir güvenin de belirleyici unsurudur.

Şenol Güneş ile milli takım oyuncuları arasındaki sıkıntı ve bunun oyuna, sisteme, sonuca ve haliyle başarısızlığa yansımasının temeli bu güven sorunuydu.

Şenol Güneş bilgiye dayalı otoritesini sağlayamadığı için ki böyle bir şeyi sağlaması mümkün değil-o yüzden yöneten olarak yönetilenler ile mesleki bütünlük oluşturamadı.

İşte aynı sorunlar hemen hemen tüm Türk antrenörlerde olmasından dolayı ve farkına varılamadığından bu adeta bir sendrom haline geldi. Bu sendrom haliyle büyük bir açığa neden olmakta. Bunu kapamanın tek yolu, futbol gibi endüstrileşmiş ve küresel sektör olmuş bir oyunda yerel kültür kodlarını ki bunun temeli normatif feodal tavırlardır-bu tavırları kullanmak zorunda kalmaları.

İşte tüm bunlar iç çatışmayı tetikledi.

Tıpkı Şenol Güneş’in Hakan Çalhanoğlu ve Merih Demiral’la yaşadıklarını Samet Aybaba Balotelli ile yaşadı.

***

Adana Demirspor 1. Lig’de oynarken yerel bir konjektöre sahip olmasından dolayı ve sistematik kurgu yerine ikinci seviyedeki oyuncular üzerinden başarı sağlandığından bu liglerde sorun yaşamak mümkün değil. Sorun sadece tabeladır.

Ama Süper Lig, 1. Lig’e göre yerel figürleri içinde barındırsa bile özellikle futbolcu kalitesi bakımından daha komplike bir hal almakta.

İşte burada belirleyici unsur; futbolcuları bilgi koşulu çerçevesinde güvenini kazanarak sürecin doğru ilerleyeceğine ikna etmek.

Asıl önemlisi, iknaının içindeki farklılık olan entelektüel donanımın neticesindeki yabancı kültürleri yönetme ve yıldız futbolcuyu yönetme becerisi çıkıyor karşımıza.

İşte entelektüel donanımın temel farkı, bu yönetenlerin yönetilenler karşısında davranış kodlarını oluşturacak sosyolojik teamül içeren ve saygıyla beraber bilgiye dayalı bir bütün davranış şeklinin ortaya çıkıyor.

Biraz zorladığımın farkındayım ama, doğru tespitler süreci kolaylaştıracağından detaylandırmak gerekiyor.

Maalesef bu süreci tüm Türk antrenörler Fatih Terim ve Aykut Kocaman dahil hepsi yaşadılar.

***

Yukarıda söylediğim feodal içeriğe sahip yerel davranış kodları var ya, işte burada kendini ‘disiplin’ kisvesi altında ortaya çok net olarak koymaktadır. Tıpkı okullardaki otoritenin bilgiyi reddederek, normatif davranışlar üzerinden kendi aciz varlığını ortaya koyup kabul ettirmesi gibi.

Aslında disiplin kavramı, aynı hiyerarşideki gibi bilgiye dayanan zihinsel bir çözüm gerekirken unsur olması yerine, uygulamalı bir normatif davranış şeklini almıştır. Kim neye göre bunu ortaya koyduysa…

İşte Montella’nın bizden farkı burada ortaya çıkıyor.

Montella öncelikli olarak tüm kültür donanımlarını oluşturmuş bir futbol ekolünden gelmekte.

Ekolün anlamına bakarsak: Bir bilim ve sanat kolunda ayrı nitelik ve özellikleri bulunan yöntem (metot) veya akım ve okuldur.

İtalyan ekolü, kendi ayrı niteliklerini ortaya koyarak, en üst seviyede verim alıp istenilen başarılara ulaşması neticesinde kendinin kabullenilmesini sağladı. Bireysel ve takım savunmasının temel öğe olarak ele alan ‘İtalyan Ekolü’ taktiksel zenginliği kullanarak kendi niteliğini ortaya koydu.

Şimdi Montella bu sistemin içinde gelen, haliyle ayrıcalıklara sahip birisi. Tıpkı Galatasaray’dan istifa edip giden Mancini gibi.

***

Türkiye’deki futbolun bir ekol olarak değerlendirmemiz yapılan tanıma göre mümkün değil. Haliyle Türk antrenörlerin de böyle bir dezavantajı var.

Bu yüzden birer yerel figür olarak kalmak zorundalar. Olmayan bir kurguyu kendilerinin yaratıp kendi felsefeleri üzerinden sisteme dönüştürmeleri gerekirken, oyuncu üzerinden işin kolayına kaçarak çözüm aramaktadırlar. Haliyle, istenilen sonuçlar üst seviyede alınamayınca çaresizlik çatışmayı zorunlu kılıyor.

Kriz yönetme becerisi hele hele entelektüel olarak çaresizlik içerirse sonuç kocaman bir başarısızlık olur.

***

Montella’nın Balotelli’yi kullanma becerisi ve İtalya Milli Takım kampına yollama seviyesine çıkarması çok da kolay olacak bir şey değil.

Samet Aybaba ‘disiplin’ kisvesi altında normatif feodal yaptırımlar uygulayarak onu ıslah (!) etmeye çalışması ile, Montella’nın sistem üzerinden çalıştırarak ona sorumluluk vermesi ve yeteneklerini kullanmasına izin vererek performansını yükseltmesi hem antrenörlük meziyetleri bakımından hem de kültürel davranış kodları bakımından çok net farklılıkları ortaya koymaktadır. Süreç ne olursa olsun…

Kültürün önemli farklılığı ortaya koymadaki gücü; toplumsal olanı anlayarak bir tahlile dönüşmesi ile toplumu anlamadaki enstrümanı olan özel belirleyicilere doğru gidişin bir derinliğe sahip olma süreciyle ilgilidir.

Sorun da bu derinlik…

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: