Tarihi ve Futbol Takımıyla Taçlandırılmış Bir Şehir; Trabzon
NationalTurk yorumcusu Metin Yılmaz'ın bu haftaki "Tarihi ve Futbol Takımıyla Taçlandırılmış Bir Şehir; Trabzon" başlıklı yazısı;

Trabzon, MÖ 8. yüzyılda Miletliler tarafından bir Yunan ticaret kolonisi olarak kurulmuştur.
Daha önce Yunanlar tarafından Trapezus ve Trapezounta olarak adlandırılan şehir, denizden bakıldığında masa gibi görünen merkezi nedeniyle “masa” anlamına gelir.
Türklerin kente hakim olmasıyla Trabzon adını almıştır.
MÖ 430 – 354 yıllarında yaşamış ünlü Yunan filozof, tarihçi ve asker Ksenofon, Anabasis adlı eserinde Trabzon’dan Thalatta (Deniz) olarak bahsetmiştir.

Trabzon, Karadeniz’in güneydoğu kıyısında, Zigana Dağları’nın yüksek sıradağlarıyla çevrili geniş bir koyda yer alır ve bu dağlar Trabzon’u Orta ve Doğu Anadolu bölgelerinden ayırır.
Limanı sayesinde Trabzon, 20. yüzyılın başlarına kadar Asyalı ve İranlı tüccarlar için Avrupa’nın, Avrupalılar için ise Asya’nın kapısı olmuştur.
Trabzon tarihinde 1204 ve 1461 önemli tarihlerdir. Trabzon, 1204’te Haçlıların Konstantinopolis’i yağmalamasından sonra Komnenos ailesi tarafından kurulan yeni bir devletin, Trabzon Rum İmparatorluğu’nun başkenti oldu.

Trabzon Rum Devleti, Anadolu’daki son Hristiyan devletti, 1830’da modern Yunanistan’ın doğuşuna ve Osmanlı Sultanı II. Mehmed’in 1461’de şehri fethetmesine kadar tarihteki son Yunan devletiydi. Çünkü Trabzon Rum Devleti’nin dili Yunanca, kültür ve geleneği Bizans, inancı da Ortodoks Hristiyan idi.
Bu yönleriyle Trabzon’da küçük bir Konstantinopolis kurdular ve Sümela, Vazelon, Kuştul, Panagia Theoskepastos (Kızlar) gibi manastırlar, Panagia Khrysokephalos ve Ayasofya kilisesleri gibi önemli dini kurumlar inşa ettiler.

Miletli denizcilerin MÖ. 8. yüzyılda Batı Anadolu’dan, Iyonya’dan gelişinden beri Trabzon, stratejik ve ticari açıdan önemli bir liman olmuştur. Trabzon’un yerli halkı Rum-Yunan değildi, Yunanlardan önce Kafkas kökenliler yaşıyordu.
Yunan kolonizasyonundan sonra, Kafkas ve Yunan kolonistlerinin birleşimiyle eşsiz ve canlı bir kültür doğdu. Bu eşsiz kültür, 15. yüzyılda Türklerin gelişiyle daha da zenginleşti.
Bugün Trabzon, eşsiz kültürüyle çok farklı bir şehir ve her Trabzonlu kendi kültürüyle, Trabzonlu oluşuyla gurur duyuyor.

Trabzon tarihini ve geçmiş önemini anlamak için Trabzon şehir merkezini özelikle gezmek gerekir, zira tarihi binaları, sokakları adeta Trabzon’un geçmişini kulağa fısıldıyor. Çünkü şehirlerin de insanlar gibi bir geçmişi, bir hafızası vardır.
Bu hafıza bazen bir sokak köşesinde, bazen de bir binanın tarihinin gölgesinde yaşar.
Sokaklar ve binalar sessiz arşivler gibidir.
Bir şehrin tarihini bilmek aslında kendimizi anlamaya çalışmaktır. Trabzon’u anlamak için sadece Sümela Manastırı ve Ayasofya’yı bilmek yetmez, kent merkezine yayılan bu binaları da bilmek gerekir, çünkü bu binalar şehrin bir dönemine damga vurmuş yapılardı. Zira Trabzon, Avrupalılara Asya’nın, Asyalılara da Avrupa’nın kapısı olduğu içim stratejik ve ticari açıdan önemliydi.
Çoğunlukla 18. ve 19. yüzyıllarda Rumlar, Levantenler ve Ermeniler tarafından inşa edilen Trabzon’daki binalar, şehrin hafızasında ve kimliğinde bugün bile belirleyici bir rol oynamaya devam ediyor.

Her gün binlerce insanın önünden geçtiği bu binaların bazıları banka, konak, okul ve hastane olarak inşa edilmiş olup bugün de farklı amaçlarla kullanılmaya devam etmektedir.
Ne yazık ki bazıları günümüze kadar ulaşamadı; anlamsız ve açıklanamaz bir şekilde yıkıldılar ki bunların arasında Rum Ortodoks Nissalı Aziz Gregory, Ermeni Çarhapan Surp Stefanos Kilisesi ve Trabzon Opera Binası gibi mimari ve şehir estetiği açısından Trabzon’a değer katan önemli eserler de var.
Trabzon’da 19. Yüzyılda pek çok konsolosluk bulunmasının, Türkçe, Rumca, Fransızca ve Ermenice gazetelerin basılmasının başlıca nedeni elbette ticari önemi kadar kentin elit bir kesiminin de oluşudur.
Entelektüel, zengin bir kent fakat hiç şüphesiz İstanbul’a ve Selanik’e rakip olamazdı ama onların ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun sanat ve kültür yönünden üçüncü önemli kentiydi.
Ticaretle kazandıklarıyla eğitime ve sanata, aslında kendi insanına yatırım yapmıştı o dönemin Trabzonluları ve bunu sadece Gayrimüslimlere mal etmek Müslüman Trabzonlulara haksızlık olur.

Trabzon’un ekonomik çarkını döndüren ticaretti ve 19. yüzyılda Trabzon’da beş banka vardı:
1️⃣ Kapagiannidis Bankası
2️⃣ Teofilaktou Bankası
3️⃣ Atina Bankası (Kapagiannidis’in Atina Bankası’nda da hissesi vardı)
4️⃣ Fosteropoulou Bankası
5️⃣ Osmanlı Bankası
Bankacıların ana konutları, Kostaki Teofilaktos Konağı (Trabzon Müzesi) ve Kostakis Kapagiannidis Köşkü (Atatürk Köşkü) gibi yazlıklar ve banka binaları Trabzon’da hala ayaktadır.
Trabzon’da eğitim oldukça gelişmişti; Türklerin yanı sıra Müslüman olmayan Osmanlılar, Fransızlar ve İranlılar da okullar açarak dindaşlarına ve vatandaşlarına Osmanlı kanunları kapsamında eğitim verdiler.
Bu okulların hepsi bugün hala ayakta ve bazıları hala okul olarak kullanılmaktadır.
Örneğin, Osmanlı Rum okulu Phrontisterion, şimdi Trabzon’un en prestijli liselerinden biri; Fransız okulu da öyle. Ermenilerin eğitim gördüğü okullar ise artık farklı amaçlarla kullanılıyor.
1904 yılında şehir merkezinde hastane olarak inşa edilen bina, şimdi Trabzon İl Kültür Müdürlüğü’ne ev sahipliği yapıyor.

Trabzon İnas Rüştiyesi olarak 1900’lerin başında açılan okul şimdi Devlet Tiyatrosu Trabzon idare binası olarak kullanılıyor. Aynı dönemde bir Levanten ailenin konutu olarak inşa edilen ve 1916-1918 yılları arasında Rus işgal güçleri tarafından belediye binası olarak kullanılan bir diğer önemli bina ise o zamandan beri birçok amaçla kullanılıyor ve diğer tarihi binalarla birlikte şehrin geçmişine tanıklık etmeye, hafızasına damga vurmaya devam ediyorlar.
Türkiye’nin en başarılı futbol kulüplerinden biri olan Trabzonspor, Trabzonlular için bir futbol takımından çok daha fazlasıdır, kutsal bir değer gibidir ve Trabzon’da futbolun tarihi İstanbul’un futbol tarihi kadar da eskidir.Türkiye’de futbol ile ilgili çıkan ikinci kitap “Asosyeşin Futbol” 1922 yılında Trabzon’da bir Trabzonlu tarafından Kuğuzade Süleyman Rıza Bey tarafından yazılmıştır ve Trabzon İdman Yurdu 1913’te kurulmuştur, fakat Trabzon’da Rumların okul takımları çok daha eskidir ve Trabzon İdman Yurdu o takımlardan ilham alınarak kurulmuş ve ilk maçınlarını Rum takımları ile yapmıştır.

Trabzon, Rose Macaulay’ın Trabzon Kuleleri romanında şu sözlerle ölümsüzleştirilmiştir: “Hâlâ Trabzon kuleleri, efsanevi şehir, uzak ufukta parıldıyor, kapılar ve surlarla içinde ışıl ışıl bir büyüyle çevrili. Bana öyle geliyor ki, ne kadar Trabzon’dan ayrılmam gerekse de, şehir sonsuza dek böyle kalacak.”
Metin Yılmaz – NationalTurk






