Futbol

Fatih Terim’in Basın Toplantısı

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Fatih Terim'in Basın Toplantısı" başlıklı yazısı;

Bu yazıyı PSV maçından önce, salı günü basın toplantısından sonra yazıyorum ki maç ile alakası olmayan bir konunun bütünlüğü dağılmasın diye.

Türk antrenörlerinin, ne hikmetse sahanın kenarı dahil her şeyden fazla başarılı oldukları yer basın toplantılarıdır!

Saha kenarı, artık bilgiye dayalı ve teknolojik unsurların kullanıldığı, sadece teknik heyetin değil ondan daha fazla kadrodan oluşan tamamlayıcı ekibin olmasıyla bir bütünlük arz ediyor. Bu bütünün yönetim ve organizasyonu, hatta hangisinin olması gerektiği konusu teknik direktörün donanımları kadar oluyor. Artık iyi ile kötüyü ayırt eden özellikler buralardan başlıyor. Belki de burası bizimkilere biraz ağır geliyor!

Tabii ki bizim için olması zor bir organizasyon ve yönetimden bahsediyorum.

Şimdi bakalım basın toplantısındaki açıklamalara:

Fatih Terim: “Bazen bir strateji yaparsınız, üçlü savunma da bunlardan biriydi. Nitekim 17-18. dakikada normal düzenimize döndük. En ufak bir işaretle, 4-3-3 düzenimize dönme ihtimalimiz vardı. Bizde şöyle bir huy vardır. Kazansanız deha olarak çıkarsınız oradan. Öyle bir niyetim yok. Bu sorunuz beni hep geriye götürdü. Çok sık konuşmadığımız için sanırım bazı şeyler yanlış anlaşılıyor.”

EURO 2020’de gördük ki öyle çalışılmadan ve taktiksel bütünlüğü kulübe dâhil iliklerine kadar işlemeden uygulamak kara bir deliktir. ‘Ben yaptım oldu’ mantığının futbol literatüründe karşılığı yoktur.

Artık takımların sayısal dizilişleri, aynı maç içerisinde müdafaa, orta alan ve hücum organizasyonunda değişiklikler gösteren bir geçiş oyunuyla kurgulanıyor. Tek bir anlayışın ve onun da hasbelkader yapılmasının karşılığı hezimet olur.

3’lü ya da 4’lü defans kurgusu tek başına bir anlam ifade etmez. Tüm takım kurgusu buna göre dizayn edilip, süreç sağlıklı işleyecek konuma gelene kadar bu taktiksel yapıya çalışılması gerekiyor. Aksi, en uygunu bularak oyuncu yetenekleriyle bunu bütünleştirmektir.

Fatih Terim: “15-16 yaşındaki bir oyuncuya 20 milyon verebilir miyiz? 8 yaşındaki bir oyuncuya 4 milyon versek kıyamet kopar. Onlar da buluyor, biz de buluyoruz. Belki tarihte ilk defa altyapımıza bir bütçe koyacağız.”

Terim döneminde, Portekizli Bruma’yı 10 milyon avro vererek alıp, sonra zarar edecek bir paraya satarak hiçbir öngörüsü olmayan transfer yapılmıştı. Şimdi, yapılan ile konuşulan arasındaki tezat sadece sözde kalan cümlelerden başka bir şey ifade etmiyor. O yüzden basın toplantısı performansları süper diyorum.

Tabii ki, alt yapıda sıfır maliyete yakın veya çok düşük maliyete oyuncular bulup Avrupa’ya 20-30 milyon avro aralığında satmak gerçek bir beceridir. Ama henüz tüketmekten üretmeye vakit bulunamadı.

Fatih Terim: “Bana 3 yıl izin verin demedim. Hiçbir şeyden vazgeçmeyiz. Genel anlayışımız Galatasaray’ın geleceğini inşa etmek.”

Fatih Terim: “Ben boşuna üç yıl demedim. Ben üç yıldan vazgeçmedim. Ben Galatasaray’dan bir gün sabır istemedim. Ne bir şeylerden vazgeçeceğiz, ne de bir şeyleri denemekten vazgeçeceğiz.”

Terim, 2017 yılında imza attı ve yaklaşık dört senedir Galatasaray’ın başında. Şimdi kalkıp üç sene süre istemenin anlamı nedir? Guardiola, Klopp böyle bir şey söyleyebilir mi? Yıllarca takımın başında olacaksın ve ne bir sistem ne de bir organizasyon oturtamayacaksın, dört senenin sonunda bir üç sene daha isteyeceksin. İnanılır gibi değil. Bu gelecek olan başarısızlığa zemin hazırlamaktır.

Eğer süreyi başkan olarak desteklediği Burak Elmas için istiyorsa evet süre talebi doğrudur.

Rotasyon neyse ama restorasyon önceden planlanır. Zaman ona göre dizayn edilir, dört sene ne yaptın ki olmadı da, yeni süre istiyorsun. Bir öz eleştiri yapmadan nasıl bir yeni süre talebi istenir ki. Ama öncelikle nasıl oynadığının ve taktiksel bütünlüğünün ne olduğunun bilinmesi gerekiyor. Hiçbir şey belli değilken, taktiksel anlamda bir gerekçe bütünlüğü ortada yokken her sene yeni bir yapılanma ancak kaos yaratır ve başarı sadece geçici olur.

Fatih Terim: “Transfer dinamiktir. Bugün istediğiniz bir oyuncuyu yarın istemezsiniz ama bugün vazgeçtiğiniz oyuncuyu yarın alırsınız. Sizin için fırsat transferi olan bir oyuncuyu da alabilirsiniz. Ben size ana hatlarıyla söylüyorum.”

Evet transfer dinamiktir. Onu dinamik kılan; takımın oynadığı taktiksel bütünlüğün ihtiyaçlarına göre yapılmasından kaynaklanır. İster ilk on bir için olsun, ister rotasyon için olsun, neticede; bir rekabet kurgusunun oluşturulmasındaki gerekçe budur. Dört senedir taktiksel bütünlüğü belli olmayan bir takımın transfer yapması sadece ve sadece tesadüflere dayalı bir tüketim organizasyonundan başka bir şey değildir.

Sayın Terim 2000 yılından beri milli takım ve Galatasaray’da 21 yıldır sözleşmeler yapıp, tazminatlarla beraber neredeyse 30 yıllık para kazandı. Ama verebildikleri hâlâ tartışma konusudur.

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu