Araç çubuğuna atla
Spor

Yetenek Yönetimi

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Yetenek Yönetimi" başlıklı yazısı;

Yeteneğin performansının yönetilmesin de potansiyel sınıflandırmasının yeri oldukça belirleyicidir. Takıma katkısı ve sorumluluk alarak etkili liderlik göstergesine kadar bir değerler bütünü üzerinden değerlendirme yapılır. Yeteneğin üstün ve yüksek potansiyel seviyede olduğu durumlarda, mühim olan bunu sürdürebilir performansa çevirmektir.

Merih Demiral, Ozana Kabak, Çağlar Söğüt, Zeki Çelik üzerinden gidersek, neden bu oyuncuların yurt dışına gitmelerine çok sevindik? Bu bile başlı başına bir cevaptır!

Kendilerinin kendi farkındalıklarını anlamadaki eksiklik bir bakıma kendilerini bağladığı gibi, bu konuda çözümü de bulmaları gerek. Sistemin içinde koçluk, mentorlük gibi alternatifleri kullanmaları birer çözümdür.

Ama diğer bir husus, kurumsal kültürü yakalamış teknik direktörün ve kulübün bu farkındalığı yakalayarak yetenek üzerine yönetim kurgusu uygulamaları, işte bu nokta çok daha hassas bir konu futbolcu için.

Öncelikle, potansiyelin karşılığı olan performansın ortaya çıkmasını engelleyen faktörlerin bertaraf edilmesi gerekmektedir.

Performans= Potansiyel-Engeller (içsel ve dışsal engeller)

Formüle baktığımız zaman süreç zaten kendini belli etmektedir. Dolayısıyla, performansın doğrudan potansiyeli yansıtacak biçime dönüşmesinin önündeki içsel ve dışsal engeller tanımlanmalı ve bunların ortadan kaldırılacağı biçimde hareket planı ortaya konmalıdır. Yetenek üzerinden potansiyeli ortaya koyan üstün ve yüksek performans durumlarında ise, tamamen durumu koruyacak tedbirler üzerinden sürece devam edilmelidir.

İşte yetenek yönetiminin amacı, bu süreç içerisinde en yüksek performansı alabilecek devamlılığı sağlamaktır. Kısa ve öz olarak; yeteneğin sürdürülebilir bir rekabet ortamında kalmasını sağlamaktır.

Yani, yukarıda saydığım isimlerin neden gitmesine sevindik? çünkü üst seviyede rekabet ortamında kalmalarını sağlayamıyoruz!

Farklı bir örnekle beraber soruna ve soruya geçersek, potansiyelinin ve performansının farkında olan ve bunu rekabet ortamında sürdürebilen Hakan Çalhanoğlu’nun Milan’da ortaya koyduğu performansını niye Milli Takımda veremiyoru tartışmak gerekir. hem Fatih Terim hem de Şenol Güneş bu performansı almak için neden yeterli yönetim iradesini gösteremediler?

Başka örnek, Beşiktaş’taki Adem Ljajić…

Geldiği günden beri, var olan potansiyelini bir türlü üst seviyede gösterecek performansa erişemedi. Buradaki suçlu sadece Ljajiç mi?

Fenerbahçe’den Napoli’ye giden Elif Elmas, neden potansiyeli erken fark edilmeyerek U17 takımına gönderildi de sonra A takım seviyesine çıkartıldı? Ve şimdi neden Napoli’de?

Bu sorular artırılabiliriz, buradaki amaç bu nedenlerin kaynağını bulabilmektir. Aksi taktirde, süreç bizim futbolumuzu her alanda yetersiz kılmaya devam edecektir ki zaten bu potansiyel varken buradan yakayı kurtarmak gerekir.

İşte dönüp dolaşıp yeteneği yönetme becerisine geliyoruz. Yani yetenek yönetimine…

Neden bu konuları konuşmamız gerekiyor?

Küresel alandaki rekabet, kulüplerin maddi olmayan insan sermayesinin rekabet avantajı, sürdürülebilir rekabet sağlamadaki rolünün belirgin biçimde ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Kulüplerde insan unsurunun maliyet getiren bir unsur değil, geliştirilmesi ve rekabet üstünlüğü sağlamada anahtar rol oynayan bir değer olarak görmeye başladığı zaman ‘yetenek’ olgusuna da ayrı bir anlam ve katma değer katacaktır.

Eğer bunları konuşmamız gerekiyorsa, kurgusunun içeriğini de yani yetenek yönetimini de konuşmamız gerekmekte.

Madem Hakan Çalhanoğlu ve Şenol Güneş üzerinden gidiyoruz süreci de bu yönde bitirelim.

Hakan Çalhanoğlu’nun kendine ait sorumluluğu olan potansiyelini geliştirme ve üst seviyede performansa uygun hale getirerek sürdürülebilir rekabet ortamının içinde kalma talebinin karşılık bulması gerekir.

Bu konuda belirlenen gelişim stratejisiyle, sporcunun yetenek alanlarını, ihtiyaçlarını ve tarzını eşleştirmek gerekir. Her metodoloji her sporcuya geliştirmeyebilir. Bu açıdan, koçluk sistem içinde belirgin bir şekilde kendini göstermesi şarttır. Şenol Güneş’in Milli Takım antrenörlüğünün temelindeki görev yaklaşımı koçluk kurgusu üzerine olmalıdır. Yani bir yetenek yönetimi içeriği ile eşleşmelidir.

Konu biraz derin olsa da tartışmak lazım…

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı