FutbolSpor

Müslüm Gülhan: Ali Koç paralı başkan iddialarını çürütmüştür

NationalTurk yorumcusu ve BirGün gazetesi yazarı Müslüm Gülhan'ın Süper Ligin başlangıcıyla ilgili görüşlerini açıkladı.

Müslüm Gülhan Lig: Bu sezon Güre’de Dolunay Cafe’de başladı

Yazlık yerleşkelerinde maç seyretmek sıkıntılı olmasından dolayı ki yazlık evlerde genelde maç seyretme koşulları olmadığı için, çözüm olarak en bildik mekâna gidilip maç seyredilmeye çalışılır.

Ben de bu süreci yaşayanlardanım.

Edremit ilçesine bağlı Güre’de bulunduğumdan dolayı buradaki koşullar içindeki kesitten gördüklerimi anlatarak üç büyük takım ile ilgili detaya girmek istiyorum., Akçay ile Altınoluk arasında hemen hemen iki yerleşim yerinin tam ortasında kalan Güre, köyünün 3 KM sahilden içeride olmakla beraber, yalı-kıyı kısmı ise yazlık siteler ile tek tek evlerden oluşup, siteler ile evlerin hemen yanı başındaki merkezinde ise cafe ve restoranların olduğu çok şirin bir beldedir.

Dolunay Cafe

İşte bu kıyı kısmında, ‘Dolunay’ adında cafe ile kıraathane arasında açık ve kapalı oturma yerleri olan büyük de sayılabilecek bir mekân var.

Bingöllü ‘Sevindik’ ailesinin işlettiği mekânda genelde emekli öğretmenlerin fazla olduğu günlük bir müşteri kitlesi ile, akşamları da sitelerde oturanlar ile eğer maç varsa bir de maç müşterisi olmakta. Tabii böyle değişken kitlelere bakınca hatırı sayılı bir potansiyel ortaya çıkıyor.

Ama haklarını vermek de lazım. Başta Erdal Bey olmak üzere, tüm aile fertleri canla başla çalıştıkları gibi, ailenin büyük bölümünü oluşturan çocuklarından oluşan öğrenci kitlesi yaz tatili ile beraber mekânda çalışmaya başlamaları ile süreç gayet iyi bir şekilde yürütülmektedir.

Üstelik bir de o kadar yoğun sipariş trafiği içinde çalışmalarına rağmen, özellikle Anadolu lisesi öğrencisi Zeynep ile Emrah, Erkan ve Erol başta olmak üzere güler yüzlerini hiç eksik etmiyorlar.

Tüm bu detaylar içinde maç formatı ayrı bir disiplin içinde yürütülmekte.

İç kısma girişte, hemen üst kata çıkan merdivenlerin yanında büyük ekran bir TV var. Maç yayını için sıkıştırılmış bu bölge adeta maç havasını yaşamak için tribün gibi dizilmekte ve yan yana-arka arkaya tek koltuk sıralanma ile maç formatı oluşturulmaktadır.

Emrah, maç başına düşen parayı ya ilk yarının sonunda 37-38 dakikaları içinde ya da devre arasından sonra ikinci yarının başında 47-48 dakikaları içinde dakikada toplarken, bazen Bahtiyar Abi ile bana da duruma göre tavır alabiliyor. İnsafına kalıyoruz…

Tabii buradaki üç gün boyunca kendi takımlarını destekleyen taraftarların sayılarına ve tutumlarına göre anlamak gayet kolay netice veriyor. Buradaki kesit bütünün tüm özelliklerini taşıdığı için, ayrıca takımların oyun içindeki kurgunun taraftara etkisini gözlemlemek konusunda epey sonuç çıkabiliyor.

Üç gün içeresindeki görünen en az taraftar Beşiktaş-Kayseri maçındaydı. Maç boyunca Kayserispor’un oyun istikrarı Beşiktaş taraftarını daha fazla etkilediğini söylemek lazım. Beşiktaş’ın özellikle savunma kurgusundaki zafiyeti ile orta alan kurgusundaki yumuşak oyun sıkıntı yarattığı her halükarda belli oluyordu.

Başkanın kendisinin yönetebileceği bir teknik direktör ile çalışmasının karşılığı her ne kadar kendisi için bir güven teşkil etse de, Beşiktaş için yeni bir Karaveli vakası yaratma tehlikesini içinde barındırıyor. Ne hikmetse, her iki çalıştırıcının da ortak yanı 3’lü savunma ile başlayıp sanki sonradan ikna edilip 4’lüye dönmüş olmalarıdır.

Valerin Ismael’in özellikle kırmızı kart sonrası Cenk hamlesinde gecikti

Maçın ilk yarısının sonunda, yapılan yeni transferlerin beklentilerin altında kaldığı konuşulan en temel sorundu. İkinci yarıda Valerin Ismael’in özellikle kırmızı kart sonrası Cenk hamlesindeki gecikmesi az sayıdaki taraftarı bile tepki göstermesine neden oldu. Daha dinamik ve agresif teknik direktör imajı çizmeye çalışan İsmael’deki beklentinin karşılığı kulübede bir türlü oluşamaması ve daha ilk maçtaki kurgunun tatmin edici olmaması can sıkıntısına neden oldu.

Ve sorunu yine eski oyun içindeki aktörlerin çözmesi yeni adına Weghorst dışında ve değişim adına bir katkının olmadığının da göstergesiydi.

Futboldaki en önemli gelişim, bir bütün olarak oynanan oyunun değişkenlikleri için yorum yapabilecek ve anlık hamleleri karşılayacak ve değişken oyun stratejilerindeki koşulların farkına vararak, bu eksikliklerin giderilmesi yanında bu sürece müdahale edebilecek yeni hedefleri belirleyebilmektir.

Necip üzerinden hala bir kırılma beklentisinin karşılığının olmamasına rağmen onu bu role zorlamanın anlamsızlığı niye iki yıldır devam ediyor kimse anlamış değil. Profesyonel bir takım içinde devşirme oyuncu kurgusu üzerinden bir fedakârlık beklemek iş bilmezliktir. Fedakârlık; doğru yerde doğru biçimde oynayan oyuncunun olumsuz koşullara rağmen oynamaya çalışmasıdır.

Ayrıca, Masuoku’nun bu kadar büyük sakatlıklardan sonra Rıdvan’ın yerine ne kadar katkı yapacağı da belli değil.

Futbolda gelişim sadece yeteneklerini kullanmak anlamı içermez. Gelişim, kolektif bir oyun olan futbolun, tüm çevresel faktörlerin farkına vararak hedeflerini belirlemek ve bu hedefleri sağlayacak yeteneklerin yanında birikimlere de sahip olmaktır.

Weghorst ile ceza sahsı içinde topu buluşturma kurgusu oluşmazsa gol için sorunun büyük olacağı da aleni gözükmekle birlikte, Weghorst ile Cenk’in yan yan oynama alternatifinin taktiksel değişimin yanında, oyuna katkısını ve oyun bütünlüğünün oluşma şeklinin de düşünülmesi gerek.

İkinci güne geldiğimiz de, Galatasaray-Antalya maçındaki Galatasaray taraftarı sayısal olarak hatırı sayılır çoğunlukta ve Beşiktaş’tan oldukça fazlaydı.

Galatasaray için süreç artık Okan Buruk için tartışma yaratır.

Galatasaray’ın yaptığı transferlerdeki tutarlılık, özellikle Seferoviç hamlesinden sonra, Torreira ile Mertens hamlesi beklentiyi çok yukarı çekmiş görünmekte. Maliyet bakımından ve oyun şablonundaki ihtiyaç bakımından alınan oyuncuların kalitesi Fatih Terim’in verdiği zararın yanında, yarattığı taktiksel ve finansal kaosa rağmen lig için ve Galatasaray için önemli ayrıcalık olduğu Güre’den de belli oluyordu. Süreç artık Okan Buruk için tartışma yaratır.

Futboldaki beklentileri karşılamak ve hedef değişkenlikleri yaratmak, yani risk almak, aynı zamanda bir takımın ve futbolcuların kalitesini yükseltmenin yanında, bir kulübü, bir seyirci topluluğunu ve bir şehri değiştirmek anlamını da içinde saklar.

Diğer takımlara nazaran, her iki bekinin kulvarlarını iyi kullanmaları bir ayrıcalık olmasının yanında, Kerim ve Yunus için önemli bir pozisyon farklılığı yaratarak hamle zenginliği yaratmakta. Seferoviç‘in varlığı, Antalya defansının bir hat halinde alan savunması oynama özelliğini dağıtarak oyuncu bazlı oynamalarına neden olması, diğer Galatasaray oyuncularının pozisyona girmelerini sağladı. Antalya’da Kayseri’de arkadan oyun kurma ısrarı ve 2 ile 3.bölgeye geçiş oyunlarındaki başarıları iyi çalıştıklarının göstergesi. Antalya’da özellikle defans arkasına atılan toplarda Wrihgt’ın koşuları çok etkiliydi.

Futbolda değişim kavramı, içerisinde birtakım riskleri ve tehlikeleri barındıran bir kavramdır. Çünkü, yanlış yönetilmesi kulüpler için telafi edilemez sonuçlar doğurur. Futbol, bir iş alanı ve endüstriyel bir kurgu olarak görünse de iç işleyişi ve iktisadi kurgusu ciddi farklılıklar içerir.

Değişim ile bu değişim içindeki planlama ve stratejiler zamanlama olarak futbol için çok önemlidir. Sürdürülebilir başarı ve istikrar için zamanlama ile doğru tercihlerin kurgulanması hayati önem taşır.

Ali Koç’un başarısızlığı paralı başkan iddialarını çürütmüştür

Fenerbahçe Genel Kurul üyeleri bir riski göze alarak Ali Koç’u başkan yaptılar.

Bu belki risktir değildir bu tartışılır. Ama önemli bir değişimdi…

Fakat dört yıl boyunca ortaya oyduğu yönetim anlayışının getirisi istikrarsızlık ve başarısızlık oldu.

Her sene yapılan yanlış transferler yüzünden oluşamayan kadro bütünlüğü ile, bunun sonucunda harcanan anlamsız paralar ve alınmaması gerekip alınan oyuncular yüzünden bir türlü yönetim istikrarının sağlanmamasına neden oldu. Ali Koç’un Cebinden karşılıksız 200 milyon dolar harcaması başarısızlığın maliyetinden başka bir şey ifade etmemektedir. Ayrıca paralı başkan iddiasını da çürüten bir göstergedir.

Bir türlü alınmayan sağ ve sol bek ile, Kim yerine bir stoper ve bir merkez santrafor zaten var olan geniş kadro için yeterli olacağı belliyken, bu kadar oyuncu enflasyonu yaratmak menajer kurnazlığı yanında işi bilmemezlikten başka bir şey değildir.

Üçüncü günde Fenerbahçe maçına başlarken, kalabalık sayıdaki taraftarın Güre’de de statta olduğu gibi Dinamo Kiev maçı şoku ile Ümraniye’nin maç boyunca ortaya koyduğu iyi performans tekrar güven kayıplarına neden oldu. Ümraniye’ye bakıp ‘biz nerede yanlış yapıyoruz?’ sorusunu sormamaları içten değildi.

Jesus hayalet avcısı gibiydi. Beklentinin çok büyük olmasına rağmen verilen olanakları sonuna kadar kullanıp ortaya bir şey koyamaması son derece tedirgin edici bir durum. Elinde var olan oyuncuların kalitesi ile aldığı oyuncuların kalitesi arasındaki çelişki Jesus için sıkıntılı bir gösterge.

Taktiksel olarak konuşulacak bir kurgu Ümraniye için varken Fenerbahçe için zaten ortada yoktu.

Değişim yönetilmesi gereken bir olgudur. Kendi koşullarını kendi belirlemesi gibi bir beklentinin oluşması mümkün değildir. Futbolda değişim planlamasının kısa ve uzun vadelerde getirisi birbirine senkronize olmak zorundadır. Saha içindeki oyuncu süreci ile teknik direktör ve yönetim sürecindeki farklılıkları, her oluşumun kendi diyalektiği içindeki kurguya maruz kalacak şekilde yönetilmesi gerekilir.

Kulüplerin bu sürece ayak uydurması hem finansal hem de oyun kalitesi anlamında aynı şiddette olmak zorundadır.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: