Spor

Yönetim, Takım, Terim, Kerim ve Marcao

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan'ın bu haftaki "Yönetim, Takım, Terim, Kerim ve Marcao" başlıklı yazısı;

Galatasaray’daki olayı genel bir değerlendirme ve içerik içinde anlatmaya çalışacağım ki; kahve kavgasından çıkıp olayları ve nedenleri daha iyi konumlandırabilelim.

Öncelikle futbol, geleneksel şirket veya sivil toplum kuruluşlarından çok farklı bir sosyal oluşuma sahiptir.

Bu sosyal oluşumun önemli özelliği; birbirinden farklı sosyal konuma ve farklı dünya görüşlerine sahip insanları en rahat biçimde bir araya toplayabilen bir şemsiye olma özelliğini içerir. İşin tamamındaki ham madde ise farklı ve yabancı kültür kodlarına sahip karmaşık insandır.

Bu karmaşık yapıyı yönetmek ve buna uygun takım kurmanın da kendine göre iç dinamiklerine vardır.

Bu dinamiklerin başında, kulübün tarihsel hikâyesine ve bunun çerçevesinde şekillenmiş gelenekleri ve ilkeleri bilmek ve farkında olmak en belirleyici özelliktir.

Burası yönetim, teknik heyet ve sporcuları bağlayan temel noktadır.

Her futbol takımı toplum üzerinde bir beklentiye açık olmakla beraber, kendi taraftarı üzerinde de misyon etkisi vardır. Bunun temeli bu tarihsel bellektir. Tüm eylemlerin değişime açık olmasının yanında, tarihsel hikâye ile uyumlu olması gerekir.

Yüz yıllık bir kulüp oyuncularının saha içindeki kavgasının dayanağı, kulübün tarihsel kurgusunun dışında farklı bir etkinin himayesinde saklı olması gerek. Bu farklılık ya teknik direktörün tutum ve davranışındaki sorundur ya da takım içindeki saygınlık sorunudur.

Kulübün yaşam şifrelerini içeren tarihsel bellek, küresel oyun kodları sayesindeki değişimlerin etkisi dışında kalmayacak şekilde, kendini yenileme dinamiklerine ve saygınlığa sahip olma zorunluluğunu taşır.

Kerem’i bağlayan nokta burası ve sanırım bu kimliğin farkında zaten.

İşte bu kimlikle beraber, yıllar içindeki beklentiler şekillenir, değişimler sağlanır ve hedefler belirlenir.

Galatasaray’da takımı meydana getiren bileşenlerin, Burak Elmas ve yönetimin sorumlulukları etrafında, aynı kimlik ve amaç ile bu kimliği geliştirecek olan hedefleri oluşmasını sağlayacak bütünlük içinde hareket etmeleri gerekir. Burada sözünü ettiğimiz kavram “kolektif bilinç’tir ve bu bilinç bireylerin çıkarları üzerindedir. Çoğul ve karmaşık bir yapının sürdürülebilir başarısı ve istikrarı ancak bu yolla sağlanır.

Takım prensipleri ve takım felsefesi de bu bağlamda oluşur.

Bu prensipler sayesinde, bu prensiplere uygun ve bu karmaşık yapıyı yönetecek ve dengeleyecek donanımda bir teknik direktöre ihtiyaç vardır.

Doğru teknik direktörün bireysel kimliği kulübü güçlendirir. Ancak bu kimlik işinin dışında kulübün marka gücünün önüne, üzerine çıkmaya çalışırsa artık kulüp açısından zayıflama başlar. Galatasaray’ı bekleyen tehlike burasıdır. Özellikle Burak Elmas’ın seçim stratejisi olarak Terim’i referans göstermesi bu açıdan içinde kırılmalar saklamaktadır. Eğer bir ters döngü oluşursa, Terim görevi bıraktığında, geriye belirli oranda güç kaybetmiş kulüp kalır.

Burası Fatih Terim’i bağlar…

“Takımın aklı, takımın bireylerinin aklının toplamından fazladır”

Takım ruhunun en anlaşılır izahı; ortak bir amaç etrafında birleşmektir. Bireysel yeteneklerinin ortak bir anlayış içinde birleştirerek ana hedefe ulaşmaya çalışırken, bu birleşimin paydaşlarının farklılıkları, yönetim ve teknik heyet tarafından doğru yönetilirse zenginlik olarak takıma yansır.

Takımı oluşturan herkesin-Marcao dahil bunun ne anlama geldiğini çok iyi bilmesi gerekir. Takım olmak, bu bütünlüğü ve bunu sağlayan tüm değerlerin çalışan her kişi ve her birim tarafından benimsenerek, hiçbir şekilde buna zarar vermeyecek şekilde oluşur.

Bu nokta Marcao’yu bağlayan ana nedendir.

Değişim tabi ki kanılmazdır, değişimin, bütünlüğü ortadan kaldıracak veya ona zarar verecek unsurları içinde barındırmadan gerçekleşmesi gerekir. Yönetimin kulübü doğru yönetmesindeki en belirgin etkisi; değişimi sağlarken popülist beklentilerden kaçınmasıdır.

Eğer futbol ortak amaç etrafında bir bütünlük oluşturuyorsa, o zaman yönetimin ana hedefi de bu bütünlüğün koordinasyonunun sağlamaktır. Aksi durum sportif ve mali başarısızlık olur.

Başarı için de en basit ölçek; yönetim, teknik heyet ve futbolcuların kendi koşulları içerisinde değerlendirileceği gibi, hiyerarşik (!) yapıdaki uyumun iç ve dış beklentileri karşılayacak bütünlüğe sahip olması gerekir.

Burası, özellikle hiyerarşik yapı ve disiplin de yönetimi bağlar…

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu