Haberler

Ayetullah Hamaney : Mahsa Amini olaylarının sorumlusu ABD ve İsrail’dir

İran'ın dini lideri, polis nezaretinde bir kadının ölümünün ardından ülkeyi kasıp kavuran protestolardan ABD ve İsrail'i sorumlu tuttu.

Ayetullah Hamaney, huzursuzlukla ilgili kamuoyuna yaptığı ilk yorumda, “isyanların” İran’ın ezeli düşmanları ve müttefikleri tarafından “mühendislik edildiğini” söyledi.

Protestolar, on yıldır iktidarına karşı en büyük meydan okuma ve güvenlik güçlerini daha fazlası için hazır olmaya çağırdı.

Öte yandan İran savaş alanına döndü bilgileri geliyor ‘ Görgü tanıkları, İran güvenlik güçlerinin Tahran üniversitesindeki öğrencileri dövdüğünü, vurduğunu ve gözaltına aldığını söyledi.

ABD, protestolara verilen şiddetli tepkiden “dehşete düştüğünü” söyledi.

İngiltere, Pazartesi günü İran’ın en kıdemli diplomatını Londra’daki Tahran’daki liderlerine “huzursuzluk için dış aktörleri suçlamak yerine, eylemlerinin sorumluluğunu almaları ve halklarının endişelerini dinlemeleri gerektiğini” söylemeye çağırdı.

22 yaşındaki Mahsa Amini, 13 Eylül’de Tahran’da ahlak polisi tarafından kadınların saçlarını başörtüsü veya başörtüsü ile kapatmalarını gerektiren katı yasayı çiğnediği iddiasıyla gözaltına alındıktan saatler sonra komaya girdi. Üç gün yoğun bakımdan kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İran Cumhuriyeti  Lideri Ayetullah Ali Hamanei, İran’da Mahsa Amini’nin ölmesinin ardından başlayan olaylar ilgili yaptığı açıklamada, ”Genç kızın ölmesi bizim kalbimizi de parçaladı. Açık söylüyorum. Bu güvensizlik ve kargaşa ile kaos, ABD ve İsrail rejiminin planıydı ve onlardan para alanlarla yurt dışındaki bazı hain İranlılar onlara yardım etti” dedi.

İran lideri Ayetullah Hamanei: ”Bu olaylar ABD, İsrail ve onları izleyenlerin planıdır.

Silahlı Kuvvetler Subay Üniversiteleri Mezuniyet Töreni’nde konuşan Ayetullah Hamaney şu ifadeleri kullandı:

”Bu olaylar ABD, İsrail ve onları izleyenlerin planıdır. Onların İran’la en büyük sorunu, bağımsız ve güçlü İran ile ülkemizin ilerlemesiyledir. İran halkı bu olaylarda çok güçlü göründü ve gelecekte de gerektiğinde cesaretle sahaya inecek.

O genç kızın ölmesi bizi derinden üzdü. Ancak araştırma yapılmadan halk, Kur’an, camiler, başörtüsü, bankalar ve araçlara yapılan saldırılar ve kaos ortamı, normal değildi ve bunlar tamamen planlı bir şekilde gerçekleşti.

Bu işler olağan değildi, doğal değildi. Bu kaos, planlı kaostu. Genç kızın olayı olmasaydı başka bir bahane ile 23 Eylül günü ülkeyi kaosa sürüklemeyi planlıyorlardı.

Dünyada birçok kaos yaşanıyor ve başta Fransa ve Paris olmak üzere Avrupa’da ara sıra büyük kaoslar ortaya çıkar ancak ABD Başkanı ile ABD Kongresi’nin bir defa olsun bile kaosçuları desteklediğini ve onlar için bildiri yayınladıklarını gördünüz mü?

Mesaj atıp yanınızdayız dediklerine tanık oldunuz mu? ABD kapitalizmine bağlı medya ile Suudiler dahil bazı bölgeleri gibi onlara çalışanların o ülkelerdeki kaos ve kargaşayı desteklediklerini duydunumuz mu? Amerikalıların kaosçulara daha rahat iletişim kurabilsinler diye falan yazılım veya donanımı veririz dediğini duydunuz mu?

Ancak bu tür destekler defalarca İran ile ilgili yaşanmıştır. Kimileri yabancı eli nasıl görmez ve nasıl akıllı bir insan, bu olayların arkadasında başka eller olduğunu kavramaz”.

Amerikalıların biz kızın hayatını kaybetmesinden üzüntü duymaları yalandır ve onlar göründüklerinin aksine, olay çıkarmak için bu kozu ele geçirdikleri için mutlular. Ülkede 3 erk vardır ve Yargı Erki konunun olayda kusurlu olup olmadığını bulmak için gerekeni yapmaya söz vermiştir. Araştırma budur. Ayrıca bir büyük kurumun bir hata olasılığından dolayı töhmet altında bırakılmaması gerekiyor. Bu olayın arkasında hiçbir mantık yok ve istihbarat servisleri ile düşman yabancı politikalar dışında başka unsur yoktur.

Yabancı devletlerin İran’da güvensizlik ve kaostan ne amaçları nedir? Onlar İran’ın tam güce dönük ilerlediğini gördükleri için buna katlanamıyorlar”.

Ülkenin tüm sektörlerde ilerlediğine ve üretim hatlarının yaptırımları kaldıracak güçte olduklarına tanık oluyoruz. Onlar ülkede bir kalkınma olmasın istiyor ve hareketimizi durdurmak için üniversiteleri kapatmak için caddelerin güvensiz hale gelmesi ve kuzeybatı ile güneydoğuda yeni olaylar peşindeler.

Düşman ise kuzeybatı ile güneydoğu olaylarında yanlış hesaplama yapıyor. Ben Beluç etniğinin içinde yaşadım ve onlar yürekten İran İslam Cumhuriyeti’ne bağlılar. Kürtler de İranlı etnikler arasında en gelişmişlerden biri ve vatan, İslam ve devlete bağlılar. Bu yüzden onların hesabı tutmayacak”.

Düşmanların plan ve eylemleri onların iç yüzünü gösteriyor. Düşman diplomatik açıklamalarda İran’a saldırıp rejimi değiştirmek istemiyoruz diyor ancak içinde ülkede kaos çıkarıp insanları tahrik etmeye çalışıyor.

ABD sadece İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı değil. Güçlü ve bağımsız İran da istemiyorlar. Onlar Pehlevi dönemi İran’a canlandırmak istiyorlar. Pehlevi rejimi ise onlara bir sağmal inekti.

Bu olayların arkasında zorbalar var ve kavga bir genç kızın hayatını kaybetmesi veya başörtü ile başörtüsü olmayanlar arasında değil. Başörtüsü olmayan birçok insan İran İslam Cumhuriyeti Devleti’ni yürekten destekliyor ve birçok törene katılıyor. Savaş, İslami İran’ın bağımsızlığı, direnci ve gücü üzerinedir”.

Sokaklarda bozgunculuk ve yıkım yapanların hepsi ayni değil. Bazıları bir internet programından kaynaklı heyecanla sokaklara dökülüyor. Bu kişileri edep etmekle yanlış yaptıklarının farkına vardırabiliriz.

Sokaklara dökülen insanların tamamı İran halkı ile mümin gençlere kıyasla çok azlar. Sokaklara dökülenlerin bir kısmı HMÖ, bölücüler, saltanatçılar ve Savak’a bağlı gruplar gibi İran İslam Cumhuriyeti’nden darbe yiyen unsurların kalıntılarıdır. Yargı Erki onların yıkımlara ve sokakların güvensiz hale getirilmesine orantılı olarak onları yargılayıp cezalandırmalıdır.

İşin başında bazı kesimler araştırma olmadan ve belki iyi niyetle bildiri yayınlayıp açıklama yaptı. Bazıları güvenlik güçlerini suçlu gösterdi ve bir kısmı da tüm devleti hedef aldı. Şimdi olaya bakmalı ve onların sözlerinin düşmanın planları ile birlikte sokakları ne hale getirdiğini görmeliyiz. Onlar yaptıkları telafi edip yabancı düşmanın planlarına karşı olduklarını açıkça dile getirmeliler”.

Ayetullah Hamaney “Amerikalılar bu olayları Berlin Duvarı’na benzetiyor”

Bir Amerikalı politikacının bu olayları Berlin Duvarı’na benzetmesinden olayın ne olduğunun farkına varmalısınız. Eğer anlamadıysanız şimdi anlayıp açıkça tavır koyun.

Spor ve sanat camiasından kişilerin duruşlarını açıklamasının hiç önemi yoktur ve onlar hakkında hassas olmamalıyız.

Silahlı Kuvvetler ulusal gücün sac ayaklarındandır. Bu ayak güçlenmelidir. Silahlı Kuvvetlerin güçlendirilmesi, ABD gibi zorba bir düşmanımız olduğu için büyük önem taşıyor ve askeri yetkililer yeni ve etkin stratejiler kullanmak, tüm program ve ekipmanı akıllılaştırmak, bilimsel araştırmaları güçlendirmek ve hibrit savaşları tasarlamakla ülkenin savunma gücünü artırmalıdır.

Silahlı Kuvvetlerin ana sorumluluğu, bireysel ve kamu güvenliği dahil tüm boyutlarıyla hayatın altyapı olarak milli güvenliği temin etmektir. Güvenlik olmadan hiçbir sahada gelişmek mümkün değil.

Güvensizlik büyük ülkelerde ve hepsinden kötü de ABD’de var ve hep okul, market ve restoranlara silahlı saldırı gerçekleştirildiğini görüyoruz.

Silahlı Kuvvetler, ülkenin güvenliğini sağlıyor. Bu yüzden Silahlı Kuvvetlerin zayıflatılması, ülke güvenliğinin zayıflatılması demektir ve karakol veya Besiç karargahına saldıran veya sözlerine Ordu veya Devrim Muhafızları’nı eleştiren herkes, ülke güvenliğini tehlikeye atıyor.

Polis suçluya karşı koyup ülke güvenliğini korumalıdır. Bu yüzden polisin zayıflaması, suçluların güçlenmesi anlamına geliyor”.

CNN’e konuşan bazı görgü tanıkları İran Devrim Muhafızları tarafından yüzlerce öğrencinin otoparkta mahsur kaldığı seçkin üniversitenin kampüslerinde şiddet ve “vahşet” sahneleriyle karşılaştığını söylediler.

Güvenliği nedeniyle adını kullanmayan bir tanık: “Uluslararası olarak yasaklanmış gazları kullanıyorlar… Burası bir savaş bölgesi gibi her yerde kan vardı.” dedi

Olay yerinden sosyal medyada paylaşılan bir videoda polisin insanları gözaltına aldığı ve onları motosikletlere taşıdığı görülüyor. Diğerinde, yüksek sesle patlamalar duyulur.

Okulun ilk günüydü ama birçok öğrenci derse katılmayı reddetmişti. Bunun yerine, İran ahlak polisi tarafından yakalandıktan sonra geçen ay bir hastanede vefat eden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümüyle tetiklenen ülke çapında bir hareketle rejimi protesto ediyorlardı. Devletin başörtüsü yasalarına uymadığı için merkez”.

İki haftadan fazla bir süredir, başkent de dahil olmak üzere İran genelinde 45’ten fazla şehirde protestolar düzenlendi ve güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda düzinelerce kişinin öldüğü bildirildi.

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: